BORİS VİAN ve GÜNLERİN KÖPÜĞÜ

Boris Vian,  1959’da öldüğünde lanetlenmiş bir yazardı. İçinde yaşadığı toplumun değerleri ve kutsallık atfedilen kurumları için sakıncalı görülen yazar, kendi toplumu tarafından red edilmiş ve  dışlanmıştı. Cenazesi tıpkı “Günlerin Köpüğü” nün son bölümünde olduğu gibi kimsesiz ve yoksulluk içinde gerçekleşti.

Efsanesi ise ölümü sonrasında başladı. Le Monde, 1970’lerde “Nasıl Klasik Olunur?” ve “Boris Vian Fenomeni”  başlıklı iki yazı yayınladı. Yine 70’lerde liseli gençlerin arasında giderek popüler bir isim olmasıyla ünü büyüdü. “Yürek Söken” isimli eseri,  yaygın okunan bir eser olurken  “Günlerin Köpüğü” ise okul programları içinde tavsiye edilecek kadar resmikabul gördü. Ancak bu resmikabule, yeteneğinin büyüklüğü açısından bakarsak,  mutlaka dar bir bakış olacaktır. Çünkü  Boris Vian’ ın “Günlerin Köpüğü” eseri aynı zamanda modern romanın başlangıcı kabul ediliyor.

Boris Vian, 39 yıllık kısa yaşantısını, isyankâr ve üretken bir  şekilde hem yazın alanından hem de müzik alanından yüzlerce eserle doldurmuştur.  Güzel bir aile yaşamı ve çocukluk yaşayan Boris Vian, eğitimini mühendislik üzerine aldı. Ancak çalıştığı işler; müzisyenlik, yazarlık, oyunculuk, çevirmenlik, öğretmenlik olmuştur. Tutkusunu ise her zaman “Jazz” olarak açıklamıştır. Küçük yaşlarda trompet çalmaya başlamış, kardeşleri ile kurduğu trio ile konserler vermiştir. Kalp yetmezliği nedeniyle bozulan sağlığından ötürü yazarlık ikinci tutkusu oldu. Kısa ömründen, yazar olarak; 15 roman ve hikaye kitabı, 10 tiyatro oyunu, 5 şiir, 2 deneme kitabı ve 400’ün üzerinde şarkı sözüne imza atarak ayrıldı. Özellikle romanlarında,  tabu deviren etkisinden dolayı anlaşılamamak ve yargılanmak en çok karşılaştığı sorunlardan olduğundan, bazı eserlerini takma isimle yazmak zorunda kalmıştır. Yazar 1946’da yazdığı “Mezarlarınıza Tüküreceğim” ile ilişkili bir suç nedeniyle dört yıllık mahkumiyette aldı. 1956’da vefat eden Vian, zamanının çok ötesinde aceleyle yaşamış ve yazmıştır. Kendisini yazmaya iten nedenler olarak ise; düzen karşıtlığı ve bu karşıtlığı alaycı, düşsel dünyası ile iletebilmesidir diyebiliriz.

“Günlerin Köpüğü” romanını, Boris Vian sadece iki günde yazmıştır. Tıpkı çok sevdiği Jazz müziğinde olduğu gibi doğaçlama yazılmış bir eserdir. Yazma konusunda ki, analitik dehasını ise roman boyunca adeta konuşturmuştur. Kelimeleri,  gerek anlamsal boyutta gerek dil bilgisini alt üst ederek farklı tarzıyla kullanmıştır. “Günlerin Köpüğü”  başlığı ile bile baştan somut bir imajinasyon yaratmaktadır. Kitabın tamamı ince detaylarda; imgeler, metaforlar ve birçok göndermelerle kaplıdır. Işıl ışıl ve pembe pamuk şeker tadında  bir aşk olarak başlayan roman da; aşk, evlilik, dostluk, takıntılar ve insan  ilişkileri, sürreal ve absürt şekilde işlenmiştir. Colin ve Chloe’nin aşkı, muhteşem bir evlenme sonrasında, Chloe’nin göğsünde bir nilüfer çiçeği açmasıyla gölgelenir, ağır bir havaya girer. Doğru ya, sevdiğimiz bir insan ancak bu şekilde hastalanabilir. Yazar, Chloe’yi iyileştirmek ve yaşatmak adına uğraşan  Colin’in  giderek yaşadığı maddi ve manevi daralmayı ise  odaların küçülmesi üzerinden şiirsel bir biçimde anlatmıştır. Zaten biz mutsuz olduğumuzda ev dedikleri,  üstümüze yürüyen dört duvardan başka nedir ki?

Boris Vian, Kitabın ön sözünde, her ne kadar fantastik ve masal gibi olsa da kitabının gerçeklere dayalı olduğunu belirtir ve şunları yazar; “Hayatta önemli olan, her şey hakkında önyargıya varabilmektir. Çünkü görüldüğü gibi topluluklar haksız ve kişiler her zaman haklıdır. Herhangi bir yaşama kuralı çıkarmamalı bundan: Kurallar deyim şekline dönüşmeden bile bağlanılacak güçte olmalıdır. Varolan iki şeydir aslında: Biri bütün kızlarla aşk yaşamak, öteki de New Orleans ya da Duke Ellington’un müziği. Geri kalan her şey kaybolmalıdır. Çünkü geri kalan her şey çirkindir ve şu birkaç sayfa bunu doğrulamak için yazılmıştır. Güçlüdür, çünkü yaşanmış bir olayı anlatır. Yaşanmış bir olaydır, çünkü başından sonuna kadar ben düşündüm bunu. Gerçeğin, ısıtılmış ve eğimli bir atmosfer içinde, düzensiz kıvrımları ve bükümleri olan bir yüzey üstüne yansıtılması yoluyla elde edilmiştir. Görüyorsunuz ya, hiç de açıklamakta sakınca görmediğim bir yol, eğer yol varsa.”

Sevgiyle Kalın
Birsen SUNGURAY

“BORİS VİAN ve GÜNLERİN KÖPÜĞÜ” için 2 yanıt

  1. İnanılacak gibi değil ama ben yazarını hiç tanımadığım o kitabı her nasılsa aylar önce satın almışım, başucumda iki sütün halinde dizili kitapların altında uzun süre bir daha bir kez bile aklıma gelmeden kalmış. Üç hafta kadar önce girişini okuyunca hayranlık duydum, daha iyi bir zamanda okumak için andığım sütunlardan birinin üstüne koydum. Ve bu sabah bu değerli tanıtım yazısı çıktı karşıma.

    Onu hemen okumam farz oldu.
    Size bunları yazmak da vacipti.

    Elinize sağlık.

    1. Ben teşekkür ediyorum, kitabın ayrıca güzel çekilmiş bir filmi de var ama her halükarda kitabı önce okumak iyidir diye düşünüyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir