
– Gerçekleşmesini arzu ettiğin şeyleri eğer tüm kalbinle istersen, o şeyler gerçekleşir.
– Allahım! Al şu denyoyu başımdan.
– Neyse… Geç oldu ben gidim…
– Vaay!..
Memleket İsterim…
MEMLEKET İSTERİM
Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.
Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.
Ben aşk nedir bilmem…
Ben aşk nedir bilmem; eski kafalıyım.
Bir seni bilirim, bir de adın geçince sıkışan kalbimi.
Umutsuz durum yoktur…
Umutsuz durum yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiç bir zaman umudumu yitirmedim.
Yalancının cezası kimsenin kendisine inanmayışı değil…
Yalancının cezası kimsenin kendisine inanmayışı değil,
asıl kendisinin kimseye inanmayışıdır.
Amatör din.
– Merhaba. Biz amatör olarak dinle ilgileniyoruz da… Bir ustadan yardım alalım dedik.
– Amatör mü? Nasıl amatör?
– İsterseniz önce işlerimizi gösterelim. Bunlar naçizane benim yazdığım ayetler.
– La yürüyün gidin tövbe tövbe…
– Fotokopiyle kutsal kitap çıkarttık. Adı: İncir. Bakmak ister misiniz?
– La havle vela kuvvete illa billa…
– Hah. Onun yerine lay lay loy loy gibi bir şey düşündük.
– La yürü!
Oniki parmak bağırsağı.
A – Oğlumun nesi var doktor?
D – Hımm… Oniki parmak bağırsağında iltihap var.
A – Aman doktor; Biz nerden buluruz o kadar parmağı?
D – Yanlış anladınız; antibiyotikle tedavi edeceğiz.
A – Bravo, bravo. Fakiriz diye antin – kuntinle tedavi edin bizi.
D – Antibiyotik diyorum.
A – Kes! Yeterince dinledim!
D – Eeh, yürü git be adam!
A – O parmakları bulacağım doktor. Ne pahasına olursa olsun!
Zıçtık… (Zeus)
Stay hungry, stay foolish.
SJ – Stay hungry, stay foolish.
Ç – Ne dedi?
B – “Aç değilsiniz, açıkta değilsiniz, şükredin” diyo… “Annenizin babanızın kıymetini bilin” diyo.
Ç – O kadar uzun konuşmadı ki.
B – Öldüğü için o kısmı duyamadın sen.
Ç – Allah Allaaah… Bi bana mı öldü lan, sen nası duydun?
B – Baba olunca anlarsın.
Ç – İki yıl sonra öğreniyorum lan İngilizce’yi. O zaman görürsün sen.
B – Bull shit.
Ç – İki yıl sonra görücez bakalım kimmiş Hurşit.
Kaos ne demek?
Ç – Babacım “kaos” ne demek?
B – Evladım kaos kadın osuruğunun kısaltılmışıdır. Erkeğinki de eros…
Ç – Yalancının.
B – Yalancının osuruğu yaos oluyor. Anlamsız oluyor.
A – Amma sallıyorsun be! Çocuğu da kobay gibi kullanıyorsun.
B – Kobay, Korhan Abay’ın kısaltılmışı diye biliyorum. Ama yanlış olabilir tabi…
Bilginin en büyük düşmanı…
Bir millet uyuyorsa…
Bir millet uyuyorsa uyandırmak kolaydır. Ama uyumuyor da uyuyor gibi yapıyorsa ne yapsanız nafile, uyandırmazsınız.
Yolculuğum beni çok değiştirdi.
Hikayeye göre günün birinde Franz Kafka rutin yürüyüşlerini yaptığı parkta küçük bir kıza rastlamış. Kız ağlıyormuş. Oyuncak bebeğini kaybetmiş ve bu onu oldukça üzmüş.
Kafka bebeği onun yerine aramayı önermiş ve ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere sözleşmişler. Bebeği bulamaması üzerine Kafka küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazmış ve buluştuklarında kendisine okumuş:
“Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım.” Bu birçok mektubun ilkiymiş. Kafka küçük kızla her buluştuğunda sevgili oyuncak bebeğin hayali maceralarını özenle yazdığı mektuplardan ona okurmuş. Küçük kız da bu şekilde avunurmuş.
Derken gün gelmiş, görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka son görüşmede küçük kıza bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız, aslından oldukça farklı olan oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakakalmış. Bebeğe iliştirilmiş bir not küçük kızın şaşkınlığını gidermiş: “yolculuğum beni çok değiştirdi.”
Uzun yıllar sonra, artık bir yetişkin olmuş olan küçük kızımız, gözü gibi baktığı bebeğinin, gözünden kaçırdığı bir çatlağının içine sıkıştırılmış bir mektup bulur. Kısaca şöyle yazmaktadır: “Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.”
Sık Seyahat Eden İnsanların Başarılı Olmasının 15 Nedeni
Sık Seyahat Eden İnsanların Başarılı Olmasının 15 Nedeni
Başarı herkes için farklı tanımlanabilir, ama gerçek olan tek bir şey var: Bazı insanlar başarır; bazıları başaramaz. Peki, başarılı insanlarda olup başarısız insanlarda olmayan ne? Başarılı bir hayat için gereken yetenekler ve alışkanlıklar ile ilgili birçok şey yazılıp çizildi. Çoğu insan istediğini başarmak için korkularının üstesinden gelmesi gerektiğini ya da özgüvenini artırması gerektiğini biliyor. Ancak bazı insanlar var ki, diğer insanlara kıyasla başarı onlara daha yakın. Sık sık seyahat eden kişiler de dünyayı keşfederek hayat becerisi ediniyor. İşte sık seyahat eden kişilerin başarılı olmasının 15 nedeni:
Konfor alanlarının dışına nasıl çıkacaklarını biliyorlar
Çok gezen insanlar alışılmadık durumlarla sık sık karşılaşıyorlar. Zorunda oldukları için, bilinmeyenler üzerine kafa yoruyorlar. Belirsizliklerle nasıl başa çıkmaları gerektiği, nasıl sakin ve etkileyici olmaları gerektiği gibi konularda yeni stratejiler geliştiriyorlar. Sayısız yeni tecrübe edinmelerinin katkısı yadsınamaz ve bu da hem liderlik hem de iş için başarının anahtarı.
Değişime kucak açıyorlar
Gezenler yenilikleri keşfederler. Etrafında sürekli yeni ve farklı şeyler olan insanlar hiç sıkılmazlar ve daha iyi odaklanırlar. Bu düşünce yapısı girişimcilik ve yaratıcılık için ilham verir.
Duygularını nasıl kontrol edeceklerini biliyorlar
Sıkışık uçak aktarmaları, hava alanı güvenliği tarafından sorgulanmalar, kaba otel çalışanları gibi stres faktörleri sıradan bir insanın sinirlerini alt üst edebilir. Seyahat eden kişiler duygularını kontrol etme ve baskı altında sakin kalabilme yeteneklerini geliştiriyorlar; kısacası öz farkındalık yaratmış oluyorlar. Öz farkındalık da yaratıcılığı artırıyor ve hayatta kendilerini neyin mutlu edeceğini bulmalarına yardımcı oluyor; ki bu da hayattaki en büyük mutluluk değil mi?
Güvenmesini biliyor, sürekli kontrolü ellerinde tutmuyorlar
Gezginler tanımadıkları kişilere de güvenirler. Dil engeli ve yabancı şehirlerdeki taksi şoförleri gibi problemlerle baş etmek zorunda kalırlar; bu nedenle de yabancıların nezaketine bağlılardır. Sürekli bir şeyleri kontrol etmemeye çalışmaları sayesinde yeni ilişkiler kurup, içten ve güvenilir arkadaş seçimleri konusunda özgüven sahibi olurlar.
Korkuyla baş edebilirler
Başarının anahtarı harekete geçmektir. Çok sık seyahat ettiğinizde, kendinizi geri dönüşü olmayan durumlara düşürebiliyorsunuz. Bu durum, insanların korkularıyla yüzleşmelerine ve korkuya rağmen harekete geçebilmelerine olanak sağlıyor.
İmkanları görür, hemen benimserler
Gezen kişilerin dünya hakkında daha çok bilgisi ve tecrübesi olur. Farklı gelenek ve kültürlerle karşılaştıkları için, pratik ve yeni yöntemler öğrenirler. Bu bilgileri hem yaşadıkları yerde hem de gittikleri diğer ülkelerde, yenilik yapıp geliştirebilecekleri imkanlar görmelerini sağlar.
İstediklerini elde etmek için nasıl pazarlık edeceklerini bilirler
Gezen kişiler, turist statüsünde olmalarından istifade edilemesini engellemek için pazarlık ederler. İyi pazarlık edebilme kabiliyeti -fazla ısrarcı ya da agresif olmadan- istediğinizi ya da ihtiyacınız olan şeyi elde etmenizi sağlar. Bu kabiliyetin faydalığı olduğu bir diğer alan da; gerek lider olarak gerekse iş konularında başkalarını etkilemeniz ve fikirlerinizi anlayıp kabul etmelerini sağlamanızdır.
Çoğunluğun göremediği güzellikleri görürler
Çok gezen kişiler farklı şeyler görür; beyinlerini, güzelliğe ve estetiğe odaklanacak şekilde kullanırlar. Sürekli yenilik hem gözleri hem de zekayı keskinleştirir. Diğer insanların sıradan diye adlandırdığı şeyleri, seyahat eden kişiler güzel olarak görür .Bu yeteneğe farklı fotoğrafçılar, şairler ve yazarlar sahiptir; ilham aldıkları şeyleri geliştirirler.
Daha özgüvenli kişilerdir ve zayıf oldukları zamanlarda da özgüven sahibi gibi görünmeyi bilirler
Bahsettiğimiz kişiler kendilerine güvenmeyi öğrenir ve istedikleri şeyleri başarabilecekleri konusunda özgüven sahibidir. Kendilerine inanmaları, zorluklarla karşılaştıklarında daha inatçı olmalarını ve başarısız olduklarında da kolaylıkla toparlanabilmelerini sağlar.
İnsanların farklılıklarını karşı anlayışlıdırlar ve insanları oldukları gibi kabullenirler
Seyahat ederken sürekli yeni insanlarla tanışırlar. Tanıştıkları kişiler hakkında fikir sahibi olmak, şehirleri ve kültürleri hakkındaki düşünceleri gibi konularda bilgi edinmek için soru sorarlar. Bu sayede doğru soruları sorma konusunda uzmanlaşırlar. Turistlerin, gittikleri yeri öğrenme isteği ve merak duygusu doğaldır. Tanıştıkları kişileri ve düşüncelerini derinlemesine dinleyip güzel bir sohbet sürdürmeleri de bunun bir sonucudur. Kolaylıkla arkadaş edinir ve herkes tarafından sevilirler.
Ne zaman anı yaşamaları gerektiğini bilirler
Anı yaşamayı öğrenmek hem fiziksel hem zihinsel birçok fayda sağlar. Gezenler, gittikleri ülkede zamanlarının kısıtlı olduğunu bilir. Bu durum da, genel insan ortalamasının üzerinde “anı yaşadıkları”nı düşünmelerine yol açar.
Daha çok gülümser, daha mutlu hissederler
Araştırmalar seyahat etmenin bizi mutlu ettiğini gösteriyor. Sık gezen insanlar ortalamadan daha fazla gülümsüyor, çünkü düzenli olarak yeni yerler keşfediyorlar. Sürekli farklı insanlarla tanışıp, inanılmaz manzaralar görüp, yeni ve lezzetli yiyecekler tattıkları için mutlu hissediyorlar. Biraz önce bahsettiğimiz anı yaşama yeteneği de mutlulukla ilişkili.
Dinlemenin önemli olduğunu bilirler
Çoğu insanın zorlandığı bir hayat becerisidir dinlemek. Odaklanmayı öğrenmek ve insanların bize anlattıklarını gerçekten dinlemek, hayatta başarılı olmak için oldukça önemlidir. Başarılı olmak, sağlıklı ilişkiler kurmaktan geçer; sağlıklı ve güçlü ilişkiler de insanları anlamaktan.
Daha az yargılar, daha çok empati kurarlar
Büyük liderler başkalarıyla ilişki kurabilmek için empati yeteneklerini kullanarak hem onların sadakatini kazanırlar, hem de işlerini büyütürler. Empati, anlama isteğinden gelir; seyahat eden kişilerde bu özelliğin olması çok doğal değil mi?
Zengin olmayabilirler, ama paralarını zekice kullanırlar
Seyahat eden kişiler, paralarının nelere gittiğini biliyor. Dünyayı eviniz olarak görürseniz, hayat pahalılığına göre yerler seçebilirsiniz. Hem gezip hem çalışan insanlar daha az kazanıp, birçok ülkede çok iyi şartlarda yaşayabilirler.
Bireyin yalnızlığı.
İyi matematik bilmeyen toplumlarda adalet yoktur.
Bilgi Üniversitesi’nin konuğu olarak İstanbul’a gelen dünyanın en önemli matematikçilerinden John Nash, “İyi matematik adalettir” diyor. Türkiye’nin dünya matematik sıralamasında sondan ikinci olduğunu öğrenen bu dahi gerçeği noktalıyor.
İyi matematik bilmeyen toplumlarda adalet yoktur.
Yalnızlık diye bir şey yoktur.
Bir ev sadece toprak üzerinde durmaz…
Bir ev sadece toprak üzerinde durmaz, bir kadın üzerinde yükselir.
Meksika Atasözü
Küstahlık, zayıf insanın güçlü görünme taklididir.
Kendimiz için yaptığımız şeyler…
Kendimiz için yaptığımız şeyler bizimle birlikte ölür. Başkaları ve dünya için yaptıklarımız ise kalıcı ve ölümsüzdür.



















