Fazla iyi olmak akışı bozar

Hep zannettik ki dünyayı kötü insanlar mahvediyor.
Ama bazen fark etmiyoruz.
Asıl akışı bozanlar, fazla iyi olanlar.
Çünkü bazen, olması gerekeni engelleyen kişi kötü değil, fazla iyi olandır.
Fazla anlayışlı, fazla hoşgörülü, fazla fedakâr olandır.
Yani sınır koyması gereken yerde susan,
hakkını araması gereken yerde gülümseyen,
yüzleşmesi gereken yerde “boş ver” diyen o insanlar.
Onlar sanıyor ki sessizlik huzur getirir.
Ama bazen sessizlik, kötülüğe zemin olur.
Bazen hoşgörü, zalime davetiyedir.
Bazen merhamet, yanlış birine uzatılmış sonsuz kredidir.
Bir düşün.
Birine sürekli hak verirsen, birinin yanlışını hep anlayışla karşılarsan, birinin bencilliğini hep fedakârlıkla tolere edersen, ne olur biliyor musun?
O kişi değişmez.
Sadece daha cesur bir zalime dönüşür.
İyilik, yerinde yapılmadığında kötülüğe dönüşür.
Merhamet, sınırını aştığında zalimi büyütür.
Fedakârlık, dozunu kaçırdığında insanı yok eder.
Ve farkına bile varmadan, kötülüğün yayılmasına katkı sağlarsın.
Çünkü olması gereken “dersi” hayat veremez artık.
Sen, o dersi “fazla iyi” olduğun için iptal etmişsindir.
İşte o yüzden bazen en büyük kötülüğü, kötüler değil fazla iyiler yapar.
Farkında olmadan;
olması gereken farkındalığı,
olması gereken değişimi,
olması gereken sınırı,
olması gereken yüzleşmeyi, uzaklaşmayı, susuşu,
hatta olması gereken hayrı iptal ederler.
Ve her “fazla iyi” davranış, bir yerlerde olması gereken bir dönüşümün önünü keser.
Bazen dünyanın bozulma nedeni kötülük değil, yerinde yapılmayan iyiliktir.

Medeniyet

Medeniyet, insanın doğaya ve doğal olana meydan okumasıdır.

Cemil Sunguray

Köle ahlakı

Köle ahlakı kendi zayıflığını erdem haline getirerek güçlü ve başarılı olanları suçlu ilan etme mekanizmasıdır.

Nietzsche’ye göre köle ahlak sistemi zayıf ve güçsüz olanların güçlü ve soylu olanlara karşı bir tür intikam mekanizması olarak geliştirdiği bir tepkidir.

Örneğin güçlülerin geliştirdiği kudret gurur yaşam sevinci gibi doğal iç güdüler köle ahlakı tarafından kötü olarak damgalanır. Yerine tevazu, merhamet ve fedakarlık gibi değerler getirilir. Nietzsche’ye göre bu, zayıfların yani köle olanların kendi güçsüzlüklerini bir erdeme dönüştürme çabasıdır.

Gerçek Özgürlük

Gerçek özgürlük sahip olduğumuz şeylerle değil; sahip olduklarımıza olan tutkumuzdan, bağlarımızdan arınmakla ilgilidir. Bu arınma insanın ruhsal anlamda güçlenmesine ve içsel huzur bulmasına olanak tanır.

Carl Gustav Jung