Minimalizmi Felsefe Olarak Belirlemeniz İçin 21 Adım

  • Gardrobunuza bakıp ne giyeceğinizi seçmeye saatlerinizi harcadığınız halde yine de “giyecek hiçbir şeyim yok!” mu diyorsunuz?
  • Toz alırken tek tek tüm bibloları kaldırıp indirmekten gına mı geliyor?
  • Yazlıkları, kışlıkları, battaniye ve pikeleri evin neresine sokacağınızı şaşırıyor musunuz?
  • Sürekli yapmanız gereken şeyleri düşünüp ama yapmayıp kendinize mi sinirleniyorsunuz?
  • Gün içinde nereye koşacağınızı, kaça bölüneceğinizi şaşırıyor ve “neden gün 24 saat ki!” diye sinirleniyor musunuz?
  • Sosyal medya profillerinizden gün içinde bir sürü ileti, e-posta mı alıyorsunuz?
  • O sosyal medya kanallarından aslında çok da umurunuzda olmayan ya da sizi üzen insanların tatilde çektiği ayak fotoğraflarından sıkıldınız mı?
  • Ormanları, doğayı seviyorsunuz ama tükettiklerinizi düşününce vicdan azabı mı çekiyorsunuz?

Eğer bu soruların pek çoğuna “evet” dediyseniz, minimalizm ile tanışma zamanınız gelmiş demektir.
İnsanlık tarihinde başarılı olmuş insanların hayatlarında minimalizm tercihinin tesadüf olmadığını görmek zor değil. Steve Jobs yıllarca aynı kıyafeti kombosunu giymiş. Einstein’da minimalist düşüncenin destekçilerindenmiş. Stiliyle ikonlaşmış kişiler ya da moda tasarımcıları da genelde tek tip giyinir, dikkat edin. Demek ki bu insanların bir bildikleri var!

1. Şu mottoyu bir yere yazın: “Daha az eşya, daha çok anı”

Şu mottoyu bir yere yazın: “Daha az eşya, daha çok anı”

Ne kadar çok eşyanız olursa, o kadar çok onların bakımına, temizliğine, düzenlenmesine, saklanmasına zaman ve para ayırmanız gerekir. Bir düşünün; en çok gitmek istediğiniz ülkeye bir seyahat yapabilmeyi ve bir ömür hatırlayacağınız anılar biriktirmeyi mi tercih edersiniz yoksa bir süre sonra eskitip atacağınız yeni bir eşya satın almayı mı?

2. Tarzınızı ve ihtiyaçlarınızı belirleyin.

Tarzınızı ve ihtiyaçlarınızı belirleyin.

Bu çok kolay bir adım değil. Zamana ihtiyacınız var. Yaşam tarzınızı düşünün; otobüsle işe gidip geliyorsanız onca topuklu ayakkabı niye? Ya da Ankara’da yaşıyorsanız neden dolabınız mayo dolu olsun? Sevmediğiniz ya da kırk yılın başı giyeceğiniz şeyleri sırf moda diye -bkz. göbeği açık bluz- satın almayı bırakın. En sevdiğiniz renkleri belirleyin ve onların dışına çıkmayın. Bu konuda nötr renklere güvenin; siyah, beyaz, bej, gri gibi nötr renkler ve dümdüz, desensiz giysiler daima kurtarıcıdır. Sizin için kullanışlı olacağını düşündüğünüz giysilerin bir listesini yapın. Bakın, Audrey Hepburn sadece simsiyah bir kıyafetle ne kadar da zarif şu fotoğrafta. Niye? Çünkü o Audrey Hepburn. Şaka şaka, çok yalın olduğu için zarif diye örnek verdik.

3. Bütün dolabınızı indirip tek tek eleyin.

Bütün dolabınızı indirip tek tek eleyin.

Evet. Üşenmeyin. İndirin o dolabı. Alıp da son 1 yıldır hiç dokunmadığınız şeyler, bir nedenle sizin işinizi görmüyor, mutlu etmiyordur. İlk başta biraz zor gelebilir ama acımayın; son bir yıldır giymediyseniz, muhtemelen önümüzdeki yıl da giymeyeceksinizdir. İyi durumda olanları yıkayın, ütüleyin, onarın ve sizden daha fazla ihtiyacı olan birilerine verin. Verdiğiniz giysilerin nesini sevmediğinizi de bir yere not edin: tam olmuyordu, kumaşı rahatsız geldi, desenini sevmedim vs. diye. Daha sonra bu listeye de ihtiyacınız olacak.

4. Listesiz alışverişe çıkmayın.

Listesiz alışverişe çıkmayın.

Daha önce yazdığınız o iki liste var ya? Hah, alışverişe giderken işte onu yanınıza alın. Böylece gerçekten işinize yarayacak olanları satın almış olacaksınız. Sadece işe yarayan şeyleri satın aldıktan sonra, diğerlerine aslında o kadar da ihtiyaç duymadığınızı fark edeceksiniz. Kendinize hakim olun! Fuşya rengi moda olabilir ama listenizde yoksa seneye çöp olacak demektir.

5. Daha az satın alın, ama daha iyisini alın.

Daha az satın alın, ama daha iyisini alın.

Böylece zamanla daha az satın almaya başlayacaksınız; daha az satın almak demek, daha fazla para biriktirebilmek ve daha az borca girmek demektir. Karın tokluğuna çalıştırılan zavallı Çinli işçiler tarafından üretilmiş ve ucuza satın aldığınız 10 tane polyester bluzunuz olacağına, 2 tane daha pahalı ama daha etik şartlarda üretilmiş ve doğal malzemeden yapılmış bluzunuz olsun.

6. Son 4 maddeyi, evinizin diğer alanları için de yapın.

Son 4 maddeyi, evinizin diğer alanları için de yapın.

Mutfak dolabını açınca üzerinize yığılan yüzlerce saklama kabı, cici bulup aldığınız ama kullanmadığınız on farklı kek kalıbı, hediye gelen ama desenini sevmediğiniz o bardak seti, artık dinlemediğiniz CD’ler, bitirdiğiniz ve bir daha okumayacağınız kitaplar, bir ara heves edip aldığınız ve depoda tozlanan boks eldivenleri… Hepsini bir köşeye ayırın. Atılacakları da atın (pilleri ve elektronikleri normal çöpe atamazsınız, aman dikkat!).

7. “Armağan Ekonomisi” ile tanışın.

“Armağan Ekonomisi” ile tanışın.

Emin olun, ayırdığınız bu eşyaların hepsine sizden daha fazla ihtiyaç duyan birileri vardır. Bunları verebileceğiniz yerleri araştırın. İnternetten, “Armağan Ekonomisi”, “Hediye Çemberi”, “Takas Pazarı” gibi terimleri inceleyin ve oluşumlara katılın. Pahalı ürünler ise, ikinci el dükkanlarına satabilirsiniz ya da internetten satıp kara geçebilirsiniz!

8. Eşyalara uyguladığınız bu adımları, şimdi de yaşamınızın diğer yanlarına uygulayın.

Eşyalara uyguladığınız bu adımları, şimdi de yaşamınızın diğer yanlarına uygulayın.

Aynen bu şekilde bir taşın üstüne oturup (taş soğuk olmasın) düşünün. Nelere vakit ayırıyorsunuz? Hangi ilgi alanlarına ya da hobilere sahipsiniz? ’taki insanların kaçıyla görüşmekten gerçekten keyif alıyorsunuz? Kariyer planlarınız ne? Kendinize gün içinde boş vakitler yaratın ve bu konuları iyice bir düşünün. Acaba yüzlerce oyuncak ayı satın almanızın altına yatan esas ihtiyaç, birilerinden şefkat görmek miydi?

9. İyice düşündünüz mü? Güzel. Şimdi Kullanmadığınız tüm sosyal medya hesaplarını kapatın.

İyice düşündünüz mü? Güzel. Şimdi Kullanmadığınız tüm sosyal medya hesaplarını kapatın.

Üşenmeyin, hepsinden bir bir çıkın. Sadece en çok kullandığınız 1-2 tanesi dursun. Onlarca blog açtıysanız onları da kapatın. Aklınız kalmasın oralarda. Hem her gün gelen güncelleme mailleri yüzünden gelen kutunuz da dolmaz.

10. Sosyal medyada “arkadaş detoxu” yapın.

Sosyal medyada “arkadaş detoxu” yapın.

“Kalsın” dediğiniz hesapların içinden, “arkadaş detoxu” yaparak aslında çok da görüşmek istemediğiniz insanları silin. Oh… Zor oldu ama yaptınız. Artık Maldivler’e gidip ayak fotoğraflarını gönderen ama aslında sizi hiç arayıp sormayan o gıcık tipten kurtuldunuz. Listenizde sadece, gerçekten önemsediğiniz ve sık sık görüştüğünüz insanlar var. Bir gün size gelip de “neden sildin?” diye soracaklarını sanıp korkmayın. Sormayacaklar. Zaten umurlarında değildiniz.

11. E-postanızı, SMS’lerinizi, telefon rehberinizi de temizleyin.

E-postanızı, SMS’lerinizi, telefon rehberinizi de temizleyin.

İlgilenmediğiniz yerlerden gelen onca reklam, onca mesaj, rehberinizi işgal eden onca şey… Ne gerek var? Bunların hepsi zihnizi siz farkında olmadan çok yoran ve dikkatinizi dağıtan şeylerdir. Silin veya abonelikten çıkın.

12. Bütün sorumlulukları üzerinize almak zorunda değilsiniz.

Bütün sorumlulukları üzerinize almak zorunda değilsiniz.

Her yere yetişmek zorunda değilsiniz. Mükemmel olmak zorunda değilsiniz. Evinizi bal dök yala yapmak, her akşam okuldan çocuğu kendiniz almak, üniversitede çift dal yapmak zorunda değilsiniz. Ana ihtiyaçlarınızı ve gerçekten ne yapmak istediğinizi belirleyin ve zorunlu olanlar için size yardımcı olacak birilerini bulun. Tüm sorumlulukları üzerinize alırsanız, insanlar size yardımcı olmaları gerektiğini anlamayabilirler.

13. Toplumun sizden beklediği her şeyi, ideal şekilde yapmak zorunda değilsiniz.

Toplumun sizden beklediği her şeyi, ideal şekilde yapmak zorunda değilsiniz.

Herkes size “artık evlen” diyor ama siz belki de dünyayı gezmek istiyorsunuz. “Çocuk yap” diyor ama siz hazır hissetmiyorsunuz. “Daha müdür olamadın mı” diye soruyor ama siz bambaşka bir kariyer istiyorsunuz. Tüm bunlar arasında gidip gelip kendinizi sorguluyorsunuz. Bırakın insanların düşüncelerini… Bu hayat sizin hayatınız. Onu hiç kimsenin isteklerine göre yaşamayın.

14. Hobileriniz için hırs yapmayın.

Hobileriniz için hırs yapmayın.

Hem süper bir müzisyen, hem müthiş bir aşçı hem acayip bir buz pateni sporcusu olmak zorunda mısınız? Veya olmak için kendinizi ne tür bir strese sokuyorsunuz? Halbuki çok basit şeyler bile insanı mutlu edebilir. Doğada yürümek, arkadaşlarınızla vakit geçirmek, müzik dinlemek…İlgilendiğiniz hobileri gerçekten zevk aldığınız için mi yapıyorsunuz yoksa kendinizi o hobiyi “mükemmel” şekilde yaparak başarıya ulaşmak için zorluyor musunuz? Bunu ayırt etmek ilk başlarda zor olabilir. Ama bu soruyu kendinize gerçekten çok içten bir şekilde sorun. Geriye, sadece sizi mutlu eden aktiviteler kalsın. Kendinize karşı samimi olun.

15. Sıra geldi, dilinizdeki çer-çöpe…

Sıra geldi, dilinizdeki çer-çöpe…

Sürekli şikayet ediyoruz, başkalarını suçluyoruz, dedikodu yapıyoruz, trafikte bağırıp çağırıyoruz, laf olsun torba dolsun diye konuşuyoruz, deyimleri olur olmaz her yerde kullanıyoruz, insanları kırıyoruz, tersliyoruz, kendimizi yanlış ifade ediyoruz… Belki de bu kadar çok olumsuz konuşma, düşüncelerimizi de kirletiyor olabilir. Aslında orada olmayan şeyleri abartarak kendimizi yoruyor olabiliriz. 1 gün boyunca hiç şikayet etmemeyi deneyin. Hatta buna “şikayet orucu” deyin. Bakalım günün sonunda nasıl hissedeceksiniz!

16. Daha etik yaşayın, gece başınızı yastığa huzurla koyun.

Daha etik yaşayın, gece başınızı yastığa huzurla koyun.

“Çinli işçiler tarafından üretilmiş polyester bluz” ifademizi hatırlayın. Hayatınızda bunun gibi dikkatsizce yaptığımız o kadar çok yanlış seçim var ki… Örneğin ülkemizde halen çöp ayrıştırma meselesi doğru düzgün uygulanamıyor. Halbuki daha az tüketmek kadar, tükettiklerimizin gittiği yeri takip etmek de önemlidir. Neden kendi mahallenizde herkesin işine yarayacak bir akım başlatmayı denemiyorsunuz? İlk ipucunu verelim: Depolarda çürümeye terk edilen bebek arabaları için bir sistem bulabilirsiniz. (Hepsi çok pahalı şeyler, biliyorsunuz değil mi?)

17. “Eyvah! Mideme girenler konusunda minimalist olamıyorum!”

“Eyvah! Mideme girenler konusunda minimalist olamıyorum!”

Hayatımızın her alanını kıvır zıvırdan arındırdık. Peki ya midelerimize giren abur cuburlar? Kıyafetlerde nasıl “az sayıda ama kaliteli” ilkesini benimsediysek, bu konuda da aynısını yapmamız gerekiyor. Almış olmak için almak, konuşmuş olmak için konuşmak, yapmış olmak için yapmak nasıl kötüyse, yemiş olmak için yemek de kötü. Bunu kabul etmeliyiz… Daha kaliteli ama az miktarda yemek yedikçe, yediğiniz yemeklerden çok daha fazla keyif aldığınızı keşfedeceksiniz. İşin ucunda sağlık var!

18. Zamanınızı nasıl harcadığınızı fark edin.

Zamanınızı nasıl harcadığınızı fark edin.

Yukarıdakilerin hepsini yapıp da, hala “Hiçbir şeye yetişemiyorum!” diyorsanız, zamanınızı etkin kullanmıyor olabilirsiniz. Belki de internetin başında gereğinden fazla kalıyorsunuzdur? Belki de televizyona takılıp tüm geceyi boşa geçiriyorsunuzdur? Bir gün içinde nelere zaman ayırdığınıza dikkatinizi verip bulgularınızı bir kenara yazın. Aslında ne kadar çok şeye zaman kaldığını görüp şaşıracaksınız.

19. Aynı anda birden fazla iş yapmayın.

Aynı anda birden fazla iş yapmayın.

Kimse kusura bakmasın, bunun adı “becerikli” olmak değildir. Araba kullanırken telefonla konuşmazsanız ve indiğinizde arayan kişiyi geri ararsanız, emin olun öbür taraftaki kişi kalp kırıklığından ölmez. Ama o telefonu cevaplamaya çalışırken siz -ve arabadaki diğerleri- kaza yapıp ölebilirsiniz. Yaptığınız işe dikkatinizi vermek için, diğer işleri yapmayı bırakın.

20. Sessizliğin tadını çıkarın.

Sessizliğin tadını çıkarın.

Kendinize arada sırada kaçabileceğiniz sessiz bir zaman dilimi yaratın. Sadece yarım saat ya da bir saati kendinize ayırın. İster dua, ister meditasyon… Hiçbir iş yapmadan, öylece aklınızla baş başa kalın. Kafanızın içindeki dalgaların durulduğunu, zamanla daha sakin bir insan olduğunuzu fark edeceksiniz.

21. Son olarak: Sahip olduğunuz şeyler için minnettar olun.

Son olarak: Sahip olduğunuz şeyler için minnettar olun.

Cicero ne demiş: “Bir kütüphane ve bir bahçeniz varsa, ihtiyacınız olan her şeye sahipsiniz demektir.” Tabii herkesin ihtiyaçları değişebilir. Ama siz de gerçekten sizi en mutlu eden şeyleri düşünün ve bunlara sahip olduğunuz için şükredin. Ve unutmayın, minimalizm bir yaşam tarzı ve bir süreçtir. Öyle pat diye olmasını beklemeyin. Zamanla azaltın ve azaltmanın sizi ne kadar özgürleştirdiğini fark edin…

Ben o çocukları çok sevdim…

poor-students-yoksul-fakir-ogrenciler

Bir profesör, sosyoloji sınıfındaki öğrencilerini Baltimore şehrinin kenar mahallelerine göndermiş ve o bölgede yasayan 200 erkek çocuğunun durumlarını araştırmalarını ve her bir çocuğun geleceği hakkında bir değerlendirme yapmalarını istemişti. Öğrenciler hemen hepsi bu çocukların gelecekte hiçbir şanslarının olmadığını dile getirmişlerdi.

Bundan tam yirmi beş yıl sonra bir başka sosyoloji profesörü tesadüfen bu çalışmayı buldu ve öğrencilerinden bu projeyi sürdürmelerini ve aynı çocuklara ne olduğunu araştırmalarını istedi.
Öğrenciler, o bölgeden taşınan ya da ölen 20 çocuk dışındaki 180 çocuktan 176’sinin olağanüstü bir başarı gösterip, avukat, doktor ya da iş adamı olduklarını ortaya çıkardılar.

Profesör çok etkilenmişti ve bu konuyu izlemeye karar verdi. Birer yetişkin olan o çocukların hepsi o bölgede yasadıkları için, her biriyle buluşma şansı oldu.

“O koşullarda nasıl bu kadar başarılı oldunuz?” sorusuna verdikleri cevap hep aynıydı : “Mahalle okulunda bir öğretmenimiz vardı. Onun sayesinde.”

Profesör, bu öğretmeni çok merak etmişti. Hala hayatta olduğunu öğrendiği yaşlı öğretmenin izini bulması zor olmadı. Kendisini ziyaret etmek için evine kadar gitti. Karşısında yılların yüzüne eklediği kırışıklıklara rağmen hala dinç duran bir yaşlı kadın buldu. Merakla yaşlı kadına bu çocukları kenar mahallelerden kurtarıp, basarili birer yetişkin olmalarını sağlamak için kullandığı sihirli formülün ne olduğunu sordu.

Yaşlı öğretmenin gözleri parladı ve dudaklarının kenarında bir gülümseme belirdi:

“Çok basit” dedi,

Ben o çocukları çok sevdim…

Bana dinden bahset.

life

Bilge kişi ölmeden hemen önce halkını geniş bir meydanda toplar. Gerçekleri son bir kez hepsinin huzurunda dile getirir. Halkla arasında nefis bir diyalog kurulur.

Halktan biri öne çıkarak “bize der sevgiden söz et” der. Bilge anlatır, anlatır, anlatır. Bir diğeri “bize aşktan, evlilikten söz et” der, anlatır . Bunu “alışveriş hakkında ne dersin?” diyen biri izler, anlatır.

“Çocuklardan bahset” derler, anlatır. “Eğitimden bahset” derler, anlatır. “Çiftçilikten bahset” derler, anlatır.

“Alın terinden, emekten ve adaletten bahset” derler, anlatır. Ve daha günlük hayatın türlü sorunlarından söz etmesi istenir. Bilge hepsi hakkında hikmetli sözler söyler, anlatır, anlatır, anlatır.

Konuşmasının sonuna doğru birisi “Bana dinden bahset” deyince Bilge şöyle cevap verir: “Bahsettim ya, dinlemedin mi?

Ellili yaşlarda iyi hissetmek için otuzlarınızda yapmanız gereken yirmi şey

Ellili-50-yaslarda-iyi hissetmek-icin otuzlarinizda-30-yapmaniz-gereken-yirmi-20-sey
The site Quora has carried out some research, in which it asked people who are 50-years-old or more what rules they would advise thirtysomethings to follow for the sake of a happy future. Their answers turned out to be very simple, but at the same time very wise. Here are twenty pieces of advice on how to live better from people with a huge amount of experience.

  1. Sigarayı bırakın. If you’ve started stop, immediately “If you could see me now, I’m down on my poor, crackling knees begging you to at least consider stopping smoking,” writes one person. It’s expensive, smells gross, and is 100% guaranteed to cause health problems. It’s time to give up.
  2. Güneş kremi kullanın. Do you want wrinkles and thin skin from sun damage and bruises from just lightly touching the side of a box and having your skin peel off? Go ahead, enjoy lying in the sun without sunblock.
  3. Para biriktirmeye başlayın. Even if it’s just a tiny bit. Yes, this is a boring suggestion, but it’s true. In your 30s, the average person has a lot of disposable income, some of which can almost always easily be set aside for use later in life. Plus, building the habit of saving early means you’ll continue it further down the line.
  4. Ebeveynlerinizle ve küçüklerinizle aranızı iyi tutun. Even if you have very complicated relationships with them, and sometimes even hate each other, you still need to get on with them. Family ties are extremely important. Soon or later you’ll understand that your family is the most valuable thing you’ll ever have.
  5. Eşya biriktireceğinize anılar biriktirin. You are the sum of your experiences. Don’t wake up when you’re 50 and realize that you’ve wasted life gathering possessions. Memories won’t depreciate and can’t be burned in a fire.
  6. İyilik yapın. Give to others so you feel the goodness that service brings. However you give, do it with your full heart, soul, and effort. Expect nothing in return.
  7. Spor yapın. Get into an active lifestyle right now, then you’ll be a lot healthier by 50. Don’t gain weight and take regular exercise. Look after yourself.
  8. Sahip olduklarınızla mutlu olmasını öğrenin. Happiness is what matters far more than worldly success. If you are content with what you have then you may be a bit less likely to end up a millionaire, but you will have a happier life. And if you do become a wealthy person — is no reason why not, you’ll be a more happy, fulfilled and productive wealthy person.
  9. Yapmayı hedeflediğiniz şeyleri geciktirmeyin. Want to buy a house? Have kids? Write a book? Get a second degree or advanced degree? Change your career? Learn to play a new musical instrument? Learn to cook gourmet meals? Try scuba diving? Run for public office? Start a business and be self-employed? Then start today. It’s easy to put things off. “I’ll get to that someday.” But it’s really true that time starts accelerating as you enter your 30’s, and it keeps accelerating. The time that you’ll get around to those dreams should be now.
  10. Yeterince uyuyun. A dark room or sleep shades will block out light. No bright screens before bedtime. Go to sleep at the same time and wake up at the same time.
  11. Diş sağlığınıza dikkat edin. Go to the freaking dentist already. Get your little cavities fixed as they come up. Unlike many body health issues, dental problems only get worse — and things like crowns and implants are uncomfortable, time-consuming and expensive. If you have a good savings and income, the bills won’t be the painful thing — but there’s no getting around the pain and the time suck.
  12. Meraklı olun. Get out of the house and have an adventure right now. Make it as big as you can possibly manage, take lots of pictures, throw caution to the wind, take on the risk. If possible, include someone you’re close to — make a BIG memory. It needs to be measured in days, not hours or minutes. You’ll still be smiling about it when you’re old.
  13. Kaliteli beslenin. You can make a lot of money in 20s, 30s, 40s, 50s,…90s to buy the whole world when you are at age 50 or beyond. But, you cannot buy your health. Give up on fast food right now at age 30.
  14. Yılda en az on kitap okuyun. Your brain never stops growing, so exercise it with media that matters.
  15. Meditasyon öğrenin. The list of benefits is endless, it only costs you a small amount of time a day, the change in your life and the people you love will be amazing. And compared to ten years ago, there are long lists of scientific studies to back it up.
  16. Seyahat edin. As much as possible, whenever you can. Traveling will change you like little else can. It will put you in places that will force you to care for issues that are bigger than you. It’s about experiencing true risk and adventure so you don’t have to live in fear for the rest of your life. And…inspiring others to step out of that fear, too.
  17. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayı bırakın. When you reach 50, you’ll be completely indifferent what impression you make on those around you. Find your own path. Be strong.
  18. Günlük tutun. You will definitely forget more of your precious memories than you’ll remember. Your written records will entertain and endear in your future. Your computer should make this archiving all the easier to implement and retain/recall. Put files on memory sticks with photos. Your kids (or surviving spouse) may someday love you for it.
  19. Arkadaşlarızı ihmal etmeyin. Choose people who make you feel like you already are your best self, who challenge you by their example, and who you genuinely enjoy. Nurture them. Laugh with them. Be silly, too. Contribute to their survival and enjoyment of life. Take the time every week to be in touch.
  20. Kendi evinize sahip olun. This is of course, not so simple as it once was in the current climate. But do whatever you can to ensure you have your own place to go home to and relax at the end of each day. And it should be nearly paid for by the time you’re 50.

Aşk, ızdıraplıymış.

Ask-Izdirap-Aci-Ogrenci-Ogretmen
– Örtmenim, ben size aşık oldum.
– Hah, işte kompozisyonda bunu yaz. El yazısıyla, en az 10 sayfa,
– Aşk çok ızdıraplıymış lan.

Çuvaldan çiçekli elbiseler.

desen-cuval-elbise-1

desen-cuval-elbise-2

1939 yılında yoksul kadınların un çuvallarından çocuklarına elbise diktiğini fark eden bazı un fabrikaları çiçekli çuvallar ürettiler. Umut kalmalıydı şurada bir yerlerde ve biraz da kardeşlik. Tanımadığın halde yoldan geçerken selam vermek birine. Hapşırınca çok yaşa demek. Biraz tuz biraz yağ biraz sevda. Biz tencerenin dibinde kalan insanlığı sıyırmaktan yorulmadık mı? Yeni bir aş yapsak ya kendimize arta kalanlardan. Bir çoban aşı mesela. Gariban aşı. Bir de yeni elbise dikse annelerimiz. Çiçekli çuvallardan. Bir olabilsek yeniden. Ah… Keske…

Dostları olmalı insanın.

Dostları olmalı insanın

Dostları olmalı insanın,
Aynen gemilerin limanları gibi
Zaman zaman uğradığın
Yükünü boşalttığın
Dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda

Sonra açık denizlere uğurlamalı seni,
Geri döneceğin günü bekleme umuduyla
Bazen rüzgara o açmalı yelkenini
Yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla
Halatlarını çözmeli
Seni çok ama çok özlemeli

Dostları olmalı insanın,
Ermiş, bilge, hayatı ezbere okuyabilen
Düşünmediklerini düşündüren
Seni bir cambaz ipinde güvenle tutabilen
Gerektiginde senin için ateşi yutabilen
Yolunu ısıtan ustan olmalı,
Şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini
Sana verebilmeli soğuk bir kış gününde
Üzerindeki tek gömleğini.

Oğuzkan BÖLÜKBAŞI

İstanbul’u fethetme projesi.

istanbulu-fethetme-projesi

– İsmet abi senin bi İstanbul’u yenme projen vardı n’oldu? Ehehe.
– Kalkarsam kalbini kırarım Samet… O yüzden kalkmıyorum farkındaysan…

Satranç

satranc-kahvehane

– O orada bana o hareketi çekince benim tepem attı. Sen dur dedim, şimdi skicem belanı!
– Aslan abim benim!
– Hemen fille piyonu yedim, şah çektim pezevenge!
– Salağın veziri de yok tabi…
– Yok!

Yaprak kımıldamıyor.

yaprak-kimildamiyor

– Ayol ne alakasın var? Çok sıcak , hiç esmiyor manasında söyledim. Sen niye alınıyorsun ki?
– Öyle söyle o zaman. Yaprak kımıldamıyo denir mi?