
Heykeltraş Pygmalion,
birgün bir kadının heykelini yapar ve yaptığı heykele aşık olup ona “Galatea” (uyuyan aşk) ismini verir, bu sırada sık sık Afrodit’in tapınağına gidip tanrıçaya dua etmektedir, evindeki heykele benzeyen bir karısı olsun diye. Afrodit sonunda heykeltraşın dualarını duyar ve heykel biraz da kendine benzediğinden dolayı heykeli canlandırmaya karar verir.
Pygmalion eve döndüğünde heykeli canlanmış bulur ve ayaklarına kapanır, Galatea’da ona bakarak gülümser.
Pygmalion’un “Kadınların hiçbiri güzel değil, ben kendi kadınımı kendim yaparım” diyerek yola çıktığı rivayet edilir. “Pygmalion” literatüre kimseyi olduğu gibi kabullenememe kompleksi olarak geçmiştir.
Peki sinemaya bakınca bu hikayeyi nasıl hatırladık? dersek :)
İlk önce Bernard Show bu mitolojik hikayeden “Çiçekci kız” yazdı. Sonrasında ilk olarak Pygmalion olarak 1938’de sinemaya aktarıldı. Ama esas başarı 1964’de yapılan tekrar çekim filmi ile geldi. Bu film meşhur “My Fair Lady” filmi oluyor :) Başrolde ise benim çok sevdiğim “Audrey Hepburn” oynuyor.
Böyle işte nereden nereye :)
Bazen bir hayat, bir proje olabiliyor.
Hepimizin hayatlarımız yazılırken, kendi kalemimizi tutabilmemiz dileğiyle…
Sevgiler :)
Birsen Sunguray
