
Keltler, hem antik hem de modern zamanlarda var olmuş bir halk olarak bilinmektedir. Günümüzde bu terim sıklıkla İskoçya, İrlanda, Britanya Adaları ve Fransa Bretonya’da yaşayan insanları, kültür ve dilleri ifade etmektedir.
Keltlerden ilk defa MÖ.2500 yıl önce metinlerde bahsedilmiştir. Ancak çoğu antik kaynaklar; Yunanlılar, Romalılar yani Kelt olmayanlar tarafından yazılmıştır. Bu da tarihi, dönemin kazananları yazdığı için, bize ulaşan bilgilerin Roma cephesinde görünen tarafı olmaktadır. Tüm bize ulaşan yazılı tarihi kayıtların dışına çıktığımızda ise bize ulaşan tarihi daha objektif olarak değerlendirmek mümkün olabilmektedir. Özellikle Hallstatt ile başlayan arkeolojik buluntular madalyonun diğer yüzünü bizlere anlatmaktadır. Keltler için ilk bahsedildiği dönemlerde “Galatlar” veya “Galyalılar” şeklinde Delphoi tapınağına saldıran barbarlar kitlesi olarak bahsediliyor. Sonrasında, Keltlerin, Avrupa kıtasında dağınık şekilde ve geniş bir alana yayılmış şekilde yaşam sürdüklerini biliyoruz. Ayrıca bu yaşam alandan çok uzaklara da gitmişler ve Anadolu, Uzakdoğu hatta Mısır Kraliçesi Kleopatra için paralı asker olarak hizmet etmişlerdir.
Zaman içinde, Milattan hemen sonra ise şu anda İskoçya, İngiltere, İrlanda çevresinde, kabile mantığı ile klanlar şeklinde yaşarken en önemli düşmanları Roma İmparatorluğu haline geliyor. MS. 43 yılında İmparator Cladius’la beraber düşmanlık gözle görülür, baskıcı bir hâle doğru dönüşüyor. Bu dönemde klanlardan birisinin başında eşi yeni ölmüş olan Kraliçe Boudicca mevcuttur. Bu durumu fırsat olarak gören Roma yönetimi, askerleri ile büyük bir kıyım, tecavüz, yağmaya girişirler. Halkının gözü önünde kırbaçlanan Kraliçe Boudicca, güç kaybedeceği yerde güçlenir ve bu olay sonrası ilk kez Kelt kabileleri MS. 61 de birleşirler. Britanya ve çevresinde Roma’ya karşı isyan başlar. Binlerce savaşçısı ve Boudicca, Roma askerleri ve işbirlikçileri için korkulan bir efsaneye dönüşürler. Boudicca savaşırken hayatını kaybetmiştir. Hâlen Kraliçe Boudicca Britanya ve çevresinde kurucu, birleştirici önemli bir figürdür. Kraliçe Boudicca Roma için öyle büyük bir korku ve nefret yaratmıştır ki, bu hayatlarının bir çok alanına nüfuz etmiştir. Örnek olarak, Kraliçe Boudicca yenilmesi üzerine bir çok sanat çalışmaları mevcuttur. Bunların çok önemli olanları arasından, bir tanesi de, ülkemizde bulunan Aphrodisias antik kentinin müzesi’nde bulunmaktadır.
Roma imparatorluğu, tüm gördükleri savunma ve nefrete karşın yaklaşık dört yüz yıl daha, bu coğrafyada kalmış, sonrasında büyük iktidar boşluğu bırakarak çekilmişlerdir. Sürekli dışarıdan demir yumruk ile yönetilen Keltler uzun dönemde, birbirleriyle rekabet ve iktidar kavgaları yaşamışlardır. Sonrasında daha özelleştirilmiş olarak kültürel ayrışma ve dönüşümleri yaşamak zorunda kalmışlardır.
Keltler, kendilerine özgü bir geçmişe ve bununla birlikte efsane, mitlere, inanışlara sahiptirler. Keltler bilginin taşınması konusunda “sözel” olarak taşınmasını ve kişiden kişiye liyakati esas olarak devredilmesini tercih etmişlerdir. Bu nedenle kendileri ile ilgili bilgi sahibi olmak zorlayıcı bir durumdur. Bu zorlayıcı durum örtük bilginin iletilmesinde önemli rolü olan Druidler ile ilgili olunca daha da zorlaşmaktadır. Keltlerin inanışları içinde önemli yer tutan Druidler, Kelt rahipleri olarak tanımlanırlar. Druid kelimesinin kökeni de “deru” kelimesinden geldiği düşünülmektedir, “sağlam,katı,sabit” olmak anlamına gelir. Druidler birçok Güneş Ay yıldızlar gibi tabiatın unsurlarını kutsal kabul eden ve meşe dağların zirvelerine hirlar hatta bazı bitkileri saygı gösteren politeistlerdir.
Druidler için, ateş önemli bir sembol sayılıyor ve güneş ise temizlenme ile ilişkiliydi. Druid takvimi; Ay, Güneş ve bitkisel döngülere göre işliyordu. Druidler aynı zamanda, rahiplik, hakimlik, doktorluk, öğretmenlik, şairlik, astrologluk ve büyücülük yapıyorlardı. Kendi geliştirdikleri dikey ve yatay kalem vuruşları harflerinden oluşan Ogan alfabesini ve gizli şifreleme tekniklerini kullanmışlardır. Ogan yazıdan çok sembolik bir dildir. Kelt öğretilerinde sembolizm önemli ve yaygın şekilde kullanılmıştır. Her bir işaret aynı zamanda bir ağaca ve hayvana da karşılık gelmektedir. Öğretileri aynı zamanda ezoterik bilgiler olduğu için sözel olma, liyakata göre olma, sembolizm ve şifreleme gibi yöntemlere sahiptir. Bilgileri tamamen içrek bilgilerdir ve hakedişe göredir.
KELT AĞAÇ ASTROLOJİSİ
Günümüzde eski İrlanda astrolojisi veya kelt astrolojisi olarakta adlandırılmaya başlanan Kelt astrolojisi, Druidlerin uyguladığı ve içeriği tam net olarak çözülememiş bir astroloji türüdür. Varolan metinlerin bir kısmı, Aziz Patrick’in döneminde yaktırılarak yok edilmiştir. 1946’da Robert Graves “the white goddess” (beyaz tanrıça) şiirsel mitlerin tarihini ve gramerini çözerken, beyaz tanrıça kültünün ve ritüellerinin içinde Kelt astrolojisini ve efsanelerini ele almıştır. Druidler, 13 ay içeren Ay takvimi kullanmışlardır ve kullandıkları zodyak, bu nedenle 13 bölüme ayırmışlardır. Yani kelt astrolojisi güneşin değil, ayın hareketlerine bağlıdır. Bu nedenle şu anda kullandığımız klasik tarz astrolojiden farklılıklar gösterir. Zodyak sembolleri de birçok kültürden farklı olarak ağaçlardan oluşur. Druid inancında; doğa ve doğa üstü güçlerin farkında olarak, aşkın olunabilir. Ağaçlara, üstün varlığı temsil eden güneş tarafından bazı özellikler ve belli ruhlar verilmiştir. Bu sayede de sonsuz bilgi ve beceriye sahip yaşayan varlıklar olmuşlardır. Yaşam döngüsünü ölümü ve yenilenmeyi ifade ederler. Bu inanç doğrultusunda Druidler, evreni de, kökleri toprağın derinliklerine, dalları göklerin yüksekliklerine uzanan bir ağaç olarak tasavvur etmişlerdir. Sembolik olarak ağaç; yeraltı dünyası, yer ve gök arasındaki bağlantıyı temsil etmektedir. Kelt sembolizmin de en önemli olarak meşe; gücü temsil etmektedir ve elma ağacı ise; ölümsüzlüğü sembolize eder.
Ağacın bir önemi de, üzerinde tanrıların habercileri olan kuşları barındırmasıdır. Kökleri ise geçmişe, yer altına doğru gider. Bu yüzden efsanelerinde, ölülerin ruhları, dağlar arasında ya da ağaçların gövdelerinde bulunurlar.
Druidler için kutsal olan bir bitkide ökse otu dur. Ökse otu aynı zamanda, ay sembolizmi ile ilişkilidir. Bu nedenle Druidlerin, meşe üzerindeki ökse otunu kesmek için kullandıkları orak Hilal şeklindeydi.
Druidler, diğer ezoterik topluluklardan farklı olarak aralarına kadınları da kabul ediyorlardı ve bunlar Druides adını alıyorlardı.Druides inisiyasyonlarının nasıl olduğu bilinmemekle beraber “Bilge kadın” şeklinde efsanelerde ortaya çıkan motife kaynaklık etmektedir.
Robert Graves tarafından incelenen, Ogham alfabesinde bulunan harf işaretleri, aynı zamanda bir ağaca ve bu ağaç işaretleri ise belli doğum tarihleri ile ilişkilendirilmiştir.
Ay takvimine göre kullanılan, 13 lü Kelt astrolojisi şu şekildedir;
Huş (24 Aralık – 20 Ocak)
Bu kişiler son derece hırslı ve kararlıdır. Hedefe yönelik çalışırlar ve başarılı olmaya ihtiyaç duyarlar. Güvenilir ve sadıktırlar. İlk iki hafta içerisinde doğan yeniay Huşları, çok daha tepkisel ve duygusal, içedönük olmaya eğimlidirler. Kendilerine çok güvendiklerinden, hedeflerini takip etmekte bazen gereğinden fazla ısrar ederler. Son iki hafta içerisinde doğan Dolunay Huşları ise amaçlarının tamamen farkında olan objektif vizyonerlerdir ve daha dışadönük olmaya meyillidirler. Ancak bunlar da ara sıra yaşadıkları “gerçeklikten kopuş” nedeniyle karar mekanizmalarının sekteye uğraması sorunuyla karşılaşabilirler.
Üvez (21 Ocak – 17 Şubat)
Güçlü insancıl ve spiritüel ilkelere bağlı, vizyoner bir zihne sahip,ilerlemeci ve idealist düşünürlerdir. Kısıtlamalara tahammül edemezler ve sürekli değişim getirmeye çalışırlar. Sıradanlığa dayanamazlar. Yenilikçi fikirleri her zaman toplumun geri kalanının aklına yatmayabilir. İlk iki hafta içerisinde doğan yeniay Üvezleri, büyük sosyal değişimleri sağlama kapasitesine sahipse de, genellikle uzun soluklu işlerde çabuk sıkılmaya yatkındırlar. Son iki hafta içerisinde doğan dolunay Üvezleri ise büyük bir etkileme gücüne sahiplerdir ama sağlayabileceklerinden fazlası için söz vermeye meyillidirler.
Dişbudak (18 Şubat – 17 Mart)
Karakterlerinde iki farklı yön barındıran bu insanlar, zaman zaman kolay incinebilen, sanat eğilimli kişiler, zaman zaman da pragmatik olurlar. Duyarlı ve sevgi doludurlar; bu da onların insanın yapı taşlarını kolay anlamalarını sağlar. Çevrelerindeki insanların çektiği acıyı dindirmekte oldukça yeteneklidirler. İlk iki hafta içerisinde doğan yeniay Dişbudakları duygusal ilişkiler söz konusu olduğu zaman tepkisel davranabilirler. Çekingen görünseler de, yüzeyin altında atik ve ani hareket edebilen bir insan gizlidir. Son iki hafta içerisinde doğan dolunay Dişbudakları ise olaylara yüce gönüllülükle, kendilerinden fedakarlık yaparak tepki verirler.
Kızılağaç (28 Mart -14 Nisan)
Güzel, maceracı, hareketli ve cesur olan bu kişiler aslında çok iyi birer müttefik de olsalar kendi savaşlarına yönelmeyi tercih ederler. Sanki sürekli huzursuz gibidirler ve amaçlarına ulaşmaya çalışırken birçok tehlikeye girip çıkabilir, şartları pek önemsemeden sadece ileri gitmeye uğraşırlar. İlk iki hafta içerisinde doğan yeni ay Kızılağaçları, son derece huzursuz ve kararsızdır. Bu nedenle arada bir yavaşlayıp hareketlerinin sonuçlarının ne olacağını düşünmeleri gerekir. Son iki hafta içerisinde doğan Dolunay Kızılağaçları ise yaşama daha özgüvenli şekilde yaklaşır ve büyük bir ikna becerisine sahiptir ama o da çoğunlukla içten gelen büyük enerjiden yoksundur.
Söğüt (15 Nisan- 12 Mayıs)
Güçlü bir iradeye ve iyi bir hafızaya sahip, düşüncelerini kolaylıkla dile getirebilen insanlardır. Duygusaldırlar ve ruh halleri de hızlı biçimde değişir.Pratik insanlar oldukları için kolaylıkla mucit de olabilirler ama yaşamın gizemlerine de çekilip dururlar. İlk iki hafta içerisinde doğan yeniay Söğütlerinin ruh halleri, oldukça hızlı değiştiğinden, bir dakikaları bir dakikalarını tutmaz. Yine de, bir fırsat yakaladıkları zaman hızla hareket edip bunu değerlendirmesini bilirler. Son iki hafta içerisinde doğan Dolunay Söğütleri ise her şeye çare bulan, her işin altından kalkan kişilerdir ve sıradışı bir hafızaya sahip olurlar.
Alıç (13 Mayıs- 9 Haziran)
Kolay, yaratıcı ve yenilikçi fikirler ile doludurlar. Oldukça yeteneklidirler ve birçok duruma da uyum sağlamasını bilirler. Sempatikliklerini kaybetmeden çevrelerindeki insanlara etkileri altına almayı bilirler. Eski Kelt ozanları ve rahiplerinin sahip olduğu özellikleri vardır ve bunlar sanat alanında da ortaya çıkarlar. İlk iki hafta içerisinde doğan yeniay Alıçları, tepkisel ve duyarlı çoğunlukla da kırılgandırlar. Bir hareket tarzı belirlediklerinde de kararlı kişilere dönüşürler. Son iki hafta içerisinde doğan dolunay Alıçları ise, yakın ikili ilişkilerde pek fazla kısıtlanmaya gelemeyen insanlardır.Her şeyi fark etmelerini ve incelemelerini sağlayan geniş bir bakış açısına sahiptirler.
Meşe (10 Haziran – 7 Temmuz)
Kararlı, coşkulu ve sorumluluk duygusuna sahip insanlardır. Kişisel çekimleri ve insanları etkileme becerileri sayesinde doğuştan liderdirler. Dirençle karşılaştıkları zaman kolay kolay gerilemezler. Ahlaki değerlere son derece önem yüklerler. İlk iki hafta içerisinde doğan Yeniay Meşeleri, finansal riskler almaya eğilimli olurlar. İyi birer lider olurlar ve açgözlülük ya da para hırsı gibi kavramları terk etmişlerdir. Son iki haftada doğan Dolunay Meşeleri ise finansal kayıp riskine daha az sahiptirler, yaratıcıdırlar ve kendilerinden bolca veren bonkör bir doğaya sahiptirler.
Çobanpüskülü (8 Temmuz – 4 Ağustos) Pratik, becerikli ve kuvvetli direnç karşısında bile değişmeyen bir karaktere sahiptirler. Temkinli ve mantıklıdırlar ama liderlik etmek yerine yardım etmeyi tercih ederler. Çevresindekileri destekler, onları korur ama aynı zamanda da sahiplenirler, “sözleri senettir” ilk iki hafta içerisinde doğanlar, hem finansal hem de duygusal destek sağlayarak sürekli başkalarının amaçlarına ulaşmasını yardım etmeye çalışırlar. Toplum örgütlerinin kurucuları olurlar. Son iki hafta içerisinde doğanlar ise eleştiriye çok duyarlıdırlar ve hemen dış dünyadan çekilme eğilimine girerler.
Fındık (5 Ağustos – 1 Eylül)
Duyarlı, zeki ve mantıklı kişilerdir. Ayrıca planlama ve organizasyon yapma yetenekleri gelişmiştir. Canlı bir hayal gücüne sahiptirler ve idealist düşünürler oldukları söylenebilir. Sanatsal yönleri, pratik kullanım alanları da olan eserler yaratmalarını sağlar. İlk iki hafta içerisinde doğmuş olanlar, bilgi açlığı çekerler ve bu bilgiye ulaşmak için çalışırken, bazı şeyleri gereğinden fazla kurcalayabilirler. Son iki hafta içerisinde doğmuş olanlar ise dışa dönük, dürüstlüğe önem veren, kesin ilkelere sahip kişilerdir. Bildiklerini sık sık başkalarına aktarmaya eğilim gösterirler.
Asma (2 Eylül – 29 Eylül)
Otoriter ve yüksek standartları olan kişilerdir. Soğuk ve uzak görünseler de içlerinde duygulu, duyarlı, kolay kırılan romantikler vardır. Detayları iyi inceler ve estetikten de çok iyi anlarlar. Çift kişilik sergileyip, bir an çok neşeli hemen sonrasında ağlamaklı olmaları şaşırtıcı değildir. İlk iki hafta içerisinde doğan kişiler, hislerini kolayca ifade ederler ama yaşamın zorluklarını kabullenmekte güçlük çekerler. Yine de çevrelerine karşı son derece destekleyici yaklaşımları vardır. Son iki hafta içerisinde doğanlar ise gereğinden fazla duyarlı olabilirler. Ancak kırıldıkları zaman affetmekte zorlanmazlar.
Sarmaşık (30 Eylül – 27Ekim)
Güçlü ve birçok yeteneğe sahip insanlardır. Kendi tarzlarına sahiptirler ve renkli kişilikleri vardır. Sosyal, çekici ve neşelidirler. İnsanları kızdırmaktan ve çatışmaktan özenli kaçınırlar. Kararsız olsalar da zayıf iradeli değillerdir ve zorluklara da çevrelerine bulaştırdıkları bir iyimserlik ile yaklaşırlar. İlk iki hafta içerisinde doğanlar sanat alanlarında radikal fikirlere sahip olabilirler. Diğer taraftan kararsızdırlar ve başarı dereceleri de sürekli değişkenlik gösterebilir. Son iki hafta içerisinde doğanlar ise birçok konuda son derece bonkördür ama iş maddiyata gelince temkini elden bırakmazlar. Gücü ellerinde tuttukları sürece son derece sert kişiler olabilirler.
Saz (28 Ekim – 24 Kasım)
Yaratıcı kişilerdir ve karmaşık sorunları bile kolayca detaylarıyla görürler. Çok iyi dostlar olabilirler ama çok da kıskanç olmaya eğilim gösterirler. Kıskanç damarları kontrol altında tutulursa çok iyi bir eş olurlar. Gücü tamamen ellerinde tutmak isterler ve iyi liderler olabilirler. İlk iki hafta içerisinde de, hem çok iyi dostlar hem de amansız düşmanlar olurlar. Ancak iki konumda da, karşılarındaki kişilerin saygısını kazanmayı bilirler. Son iki hafta içerisinde doğmuş olanlar ise toplum tarafından tanınmaya daha yakın olurlar ama onların da, sürekli tek bir konu üzerinde yoğunlaşamamak, daldan dala atlamak gibi bir sorunu olabilir.
Mürver (25 Kasım – 23 Aralık)
Yaşamları boyunca belirgin bir gelişme gösterirler. Genellikle miras gibi, bir yoldan daha, çocukların da bazı kazançlar sağlarlar. Bu onları bir parça savurgan olmaya itebilir. Çok meraklıdırlar ve öğrenmek istedikleri bilgiye ulaşmak için uzun mesafeleri açmaktan çekinmezler. İlk iki hafta içerisinde doğan Yeniay Mürveri, sözünü sakınmaz ve dışa dönüktür. Aynı zamanda haksızlığa ve yozlaşmaya karşı gelen etkileyici bir konuşmacıdır. Son iki hafta içerisinde doğan Dolunay Mürverleri ise vizyon sahibi kişilerdir. Kişilerle doğrudan karşı karşıya gelmek yerine arka planda çalışmayı tercih ederler.
Birsen SUNGURAY
Kaynaklar;
Ayşegül Savaş, Ders Notları
Ebru Bağçı, Astroloji ve Satın Alma Davranışları
Druidler, Erhan Altunay
Romayı Yaratan Sekiz Gün, Kraliçe Boudicca, Viasat History
