Kahramanın Yolculuğu

Saygıyla…
Doğum günün kutlu olsun
Joseph Campbell çok sevdiğim bir isim :)
En bilinen eserleri arasında “Kahramanın sonsuz yolculuğu” vardır. Bu kitap üzerine düşüncelerimi deneme tarzında yorumladım. Dilerim beğenirsiniz, sevgiler

KAHRAMANLIK
Kahraman olarak tanımladığımız kişiler, gündelik dünyada kendi halinde yaşayan sıradan kişilerden oluşur ve bu kişilerde kahramanlara atfedilen özelliklerden neredeyse hiçbiri bulunmaz. Bu nedenle bu kişilerin bir kahraman biçimine dönüşmeleri birtakım sınavları başarıyla geçmelerine bağlıdır. Bazı kahramanların kaderleri ise daha doğarken çizilmiştir ve bunlar doğuştan itibaren birtakım doğaüstü güçlerle donanmışlardır. Dolayısıyla bu kahramanlar diğerlerinden farklıdırlar ve yazgıları onları kaçınılmaz olarak serüvenlere taşıyacaktır.
Sıradan kişinin ya da kadersel kahraman olan özel kişi, kahraman olabilmek için gündelik dünyasından koparak bir yolculuğa çıkması gerekmektedir. Tüm yolculuklar, biliriz ki hem içsel hem dışsal yaşanır. Tüm kahramanlar bu yolculuklarını üç aşama ile ayrılma, mücadele ve dönüş olarak yaşarlar. Kahramanlar, önce maceraya çağrıyı duyarlar ve alışık oldukları düzeni terk ederek yola çıkarlar. Eşik bir kez aşıldıktan sonra zorlu engeller, mucizevi yardımlarla dolu düşsel bir yolculuk başlar. Kahraman, yolculuktaki sınavlarda daha önce edindiği birçok şeyden vazgeçer, değişir, arınır ve büyür. Macera sona erdiğinde kahramanın son sınavı; geri dönüp, öğrendiklerini topluma geri vermektir. Büyük uğraşlarla kazanılan ödül paylaşılmalı, topluluğun dönüşümü için hizmete sokulmalıdır.
Kahramanlar yeteneklidirler ve şimdiki, çözülen toplumdan ve ruhtan değil, toplumun yeniden doğduğu tükenmez kaynaktandırlar. Kahraman çağdaş bir insan olarak ölmüştür; fakat evrensel ve ebedi bir insan olarak yeniden doğmuştur. Onun önemli görevi ve amacı, dönüşmüş olarak geri dönmek ve yenilenmiş yaşamdan aldığı dersi öğretmektir. Bir yönüyle de kahraman, hepimizin içinde saklı duran, yalnızca bilinmeyeni ve yaşama katılmayı bekleyen tanrısal yaratıcı ve kurtarıcının simgesidir. Kahramanın başarılı macerasının sonucu, yaşamın dünyanın gövdesine akışını çözmek ve serbest bırakmaktır.

CESARET ve KORKU
Kahramanlar, ya doğal olarak kahraman ya da sonradan bazı zincirleme olaylar neticesinde kahraman olabilirler. Ancak hepsi cesaret erdemine sahipler. Kahramanlık hikayelerin de cesaret ve korku karşılıklı dualite yaratsa da, aslında bu tamamen ilüzyonel bir durum. Çünkü; “korku” yu bir durum karşısında duyulan bir his olarak tanımlayabiliriz. Doğal kahramanlar, çok fazla hislerle uğraşmıyorlar, bizzat “durum” la uğraşıyorlar. Bu yüzden durum ortadan kalkınca korku da ortadan kalkıyor. Yani tamamen kahraman bakışında “hedef odaklı” olmak var diyebiliriz.
Bazı kahramanların ise cesaret bulabilmek için ruhunun yeraltına inmesi gerekiyor. Nasıl bir klişe mevcutsa “korkuyu yenmek için yüzleşmek gerekir şeklinde” aslında bir nevi buna benziyor gibi görünebilir, ama olan tam olarak bu kadar değil. Korkuyu bir değişim fırsatına çeviriyorlar. Nasıl dişi ağrıyan bir kişi, diş hekimine giderek tedavi olabilirse, korku işaret görevi görüyor. Kahramanının korkuları ile yüzleşmesi esas kendinde olan, zayıf yanları keşfetmesi ve bunları güçlendirmek için gelen denemelerle değişmesi, dönüşmesi içsel bütünlüğü yolunda ilerlemesini sağlıyor.

DENEMELER
Bir çoğumuz “deneme” yi başımıza gelen zorluklar, çözülmesi gereken sorunlar olarak tanımlayabiliriz. Hatta eski Hollywood filmlerinde, Tanrılar Olimpos’ta oturup insanların üzerine şimşekler gönderip, eğlenirler. Size garanti verebilirim ki böyle bir şey kesinlikle yok. Ya da tüm evren size garezi olduğu için denemeler göndermiyor. Aslında evren gayet dost canlısı, hatta bizi seviyor ;) Bir zinciri koparacak nasıl en zayıf halka ise, bir insanın bütünlüğünde de zayıf yanlar vardır ve onun güçlenmesi önündeki engellerdir, ruhunu tehdit ederler. Başımıza gelen denemelerle aslında sadece güçleniriz. Güçlü olduğumuz yanları tekrarlamak kolayımıza gelse de, asıl sorular, bilmediğimiz yerdendir. Bu bizim bilmediklerimizi öğretir, bazen de esas olan çabamızdır, yolda kalmak için verdiğimiz mücadeledir. Denemeler, bizi geliştirmek için değil, bizim ait olduğumuz bütünlüğe layık olmamız için ve bunu hatırlamamız için vardır. Bu yüzden “deneme” leri kabul ve mutlulukla karşılamak en iyisi. Çünkü, ne mutlu ki bir denemeye layığız, esas korkmamız gereken nokta başımıza hiçbir şeyin gelmemesidir.

Birsen SUNGURAY
Kaynak; Kahramanın Sonsuz Yolculuğu
-Joseph Campbell

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir