İşte fener böyle tutulur! (En favori fıkralarımdan)

Askeri bir birlik çölde ilerlemekte… Su az, yemek az, sıcak çok, kadın yok…
Nasıl olmuşsa olmuş, bir çöl dilberi çıkmış birliğin karışına. Komutan hemen çöl güzelini himayesine almış. Akşam olup hava kararmaya başlayınca, çadırlar kurulmuş, askerler nöbete geçmişler, komutan da çöl dilberini alıp, karanlık çadırına girmiş.

Eh, amaç belli… Belli ama komutan bir türlü yapması gerekenleri yapmayı beceremiyor. “Karanlıktan herhalde…” diye düşünüp eline bir fener almış… I-ıh… Bir elde fener taşıyarak hiç olmayacak…

Kapıda bekleyen nöbetçi askeri çağırmış, “tut şu feneri şuraya” demiş… I-ıh… Yine olmuyor… Olmaz tabii, komutan beceriksiz olunca…

En sonunda komutan kükreyerek doğrulmuş, askerin elindeki feneri almış, “sen geç bakıyım şimdi oraya” demiş…

Asker bu… Komutanına benzemez… Şip-şak… İşi bitirmiş…
Komutan askerin ensesine bir şaplak indirmiş ve “gördün mü…” demiş “fener böyle tutulur işte…”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir