Çünkü ben Selahaddin’im

Selahaddin Eyyubi

Selahaddin: İçerideki herkesin hıristiyan topraklarına güvenli geçişine izin vereceğim. Herkesin! Kadınlar, çocuklar, yaşlılar… Bütün askerlerin, şövalyelerin ve kraliçen… Kimseye zarar verilmeyecek, sana yemin ediyorum.

Balian: Bu şehri aldıklarında Hıristiyanlar, bu şehirdeki her Müslümanı katletti.

Selahaddin: Ben o adamlar değilim. Ben Selahaddin’im, Selahaddin!

Cennetin Krallığı (2005)

Sevilmek için…

İnsanlar sevilmek için kusurlarını gizleme gereği duyarlar. Ama kimse zaaflarına, zayıf anlarına, hatalarına tanık olmadığı birini gerçekten sevemez.

Eğer…

Thích Nhất Hạnh

Eğer,

Birisi sana zarar vermek istiyorsa,
– Gizlediği acıyı gör.

Birisi sana yalan söylemek istiyorsa,
– Sakladığı boşluğu gör.

Biri sana ihanet etmek istiyorsa,
– Yüklendiği yalnızlığı gör.

Biri seninle dalga geçerse,
– Kilitlediği travmaları gör.

Biri seni küçümsediyse,
– Sefaletinin ne kadar büyük olduğunu gör.

Biri seni kıskanıyorsa,
– İçindeki hayal kırıklıklarını gör.

Şimdi kendi kusurlarına iyice bak ve anlamaya çalış!
Anladın mı?

Başkalarının kusurları karşısında görevin, yardımınıza en çok ihtiyacı olan kişiye karşı nâzik olmanızı engelleyen herşeyi düzeltmek.

Her yetişkinin arkasında acı hikayesi olan yaralı bir çocuk vardır.
Ona karşı şefkatli ol.

Thích Nhất Hạnh

O sen miydin?

Siyah önlülklü ilkokul çocukları

Adam 48 yıl önceki ilkokul öğretmenini parkta görünce, utanarak yanına yaklaşıp:
– Hocam beni tanıdınız mı? dedi.
İhtiyar öğretmen:
– Hayır tanımadım.
Adam:
– Hocam nasıl tanımazsınız? Ben ilkokul öğrenciniz M…. Hocam, hani sınıfımızda bir arkadaşın saati kaybolmuştu. Onu ben almıştım. Siz de; “herkes kalksın ve ellerini tahtaya dayasın, arama yapacağım!” demiştiniz. Ben utanmış ve çok korkmuştum. Sizin ve arkadaşlarımın yüzüne nasıl bakacağım diye soğuk terler döküyordum…
Sizden bir komut daha geldi.
“Şimdi herkes gözlerini kapatsın!”
Ortalarda bir yerdeydim. Aranma sırası bana gelmişti. Saati cebimden sessizce almış, devamla, aynı sessizlik içinde son arkadaşa kadar aramayı sürdürmüştünüz. Sonra bizi yerimize oturtup, bana ve hiç kimseye hiç bir şey söylemeden saati sahibine vermiştiniz.
Büyüdükçe içimde büyüttüm bu davranışınızı… Hocam, ben şimdi 60 yaşındayım. Düşünüyorum da şu hayattaki en büyük dersi, o gün sizden almışım. Her aklıma gelişinde sarsıldım ve her aklıma gelişinde kendimi sizden kalan erdemin koruyucu gölgesinde hissettim.
“Utancı bilerek yaşamak korkunç…
Daha da korkuncu, bilerek yaşatmak,” derler..
Hocam siz bana o utancı yaşatmadınız.
Yaşasaydım unutur muydum, doğrusu bilmiyorum. Ama beni utandırmamanızı hiç unutmadım Hocam. Şimdi hatırladınız mı beni?
İhtiyar öğretmen yan yana oturdukları bankta öğrencisine yaslanarak:
– O olayı ertesi gün unutmuştum ben. Şimdi sen anlatınca hatırladım. Sizlere “gözlerinizi kapatın” dediğimde ben de gözlerimi kapatmıştım. Saatin kimin cebinden çıktığını bilmemeli, görmemeliydim. O yaştaki her çocuğun düşebileceği yanılgıya düşen bir öğrencime karşı içimde bir yargı oluşsun istememiştim.
O sen miydin?

Spinoza’nın Tanrı’sı:

Spinoza

Einstein’a bir konferansta Tanrı’ya inanıp inanmadığını sorarlar, işte cevabı:
“Spinoza’nın Tanrı’sına inanıyorum!”

Baruch de Spinoza, Descartes ile birlikte yüzyılın felsefesinin üç büyük rasyonalistinden biri olarak kabul edilir.

İşte Spinoza’nın tanrısı ya da doğası:

Tanrı şöyle derdi:

  • Dua etmeyi ve göğsüne yumruk atmayı bırak! Yapmanı istediğim şey, dünyaya çıkıp hayatının tadını çıkarman.Eğlenmeni, şarkı söylemeni ve senin için yaptığım her şeyin tadını çıkarmanı istiyorum.
  • Kendi inşa ettiğin ve benim evim olduğunu söylediğin o soğuk, karanlık tapınaklara gitmeyi bırak.
  • Evim dağlarda, ormanda, nehirlerde, göllerde, plajlarda. Yaşadığım yer ve sana olan aşkımı orada ifade ediyorum.
  • Sefil hayatın için beni suçlamayı bırak; sana hiçbir zaman yanlış biri olduğunu ya da günahkar olduğunu ya da cinselliğinin kötü bir şey olduğunu söylemedim!
  • Seks sana verdiğim ve aşkını, sevincini ifade edebileceğin bir hediyedir. O yüzden seni inandırdıkları her şey için beni suçlama.
  • Benimle hiçbir ilgisi olmayan sözde kutsal yazıları okumayı bırak. Gün doğumunda, bir manzarada, arkadaşlarının gözlerinde, küçük oğlunun gözlerinde beni okuyamıyorsan, Beni hiçbir kitapta bulamazsın!
  • Güven bana ve benden istemeyi bırak. Bana işimi nasıl yapacağımı mı söyleyeceksin?
  • Benden bu kadar korkmayı bırak. Seni yargılamıyorum, eleştirmiyorum, sinirlenmiyorum, rahatsız etmiyorum, cezalandırmıyorum. Ben saf aşkım.
  • Benden özür dilemeyi bırak, affedilecek bir şey yok. Eğer seni ben yaptıysam… seni tutkuyla, sınırlamalarla, zevklerle, duygularla, ihtiyaçlarla, tutarsızlıklarla… Özgür iradeyle doldurdum… Senin içine koyduğum bir şeye cevap verirsen seni nasıl suçlayabilirim? Seni olduğun gibi olduğun için nasıl cezalandırabilirim? Sence tüm çocuklarıma sonsuza kadar kötü davranan bir yer yaratabilir miyim? Nasıl bir tanrı bunu yapabilir?
  • Her türlü emirleri unut, her türlü yasayı unut; bunlar seni manipüle etmek için, seni kontrol etmek için, sadece senin içine suçluluk duyguları yerleştirip seni manipüle ve kontrol etmek isteyenlerin işi.
  • Benzerlerine saygı göster ve kendin için istemediğin şeyi yapma. Senden tek istediğim hayatına dikkat etmen, uyarı durumunun rehberin olması.
  • Sevgilim, bu hayat bir test değil, bir basamak, bir adım, ne bir prova, ne de cennete doğru bir başlangıç. Bu hayat şu anda yaşanıyor ve şu an senin ihtiyacın olan tek şey.
  • Seni tamamen özgür kıldım, ödül yok, ceza yok, günahlar yok, erdem yok, kimse skor taşımıyor, kimse kayıt tutmuyor. Hayatında bir cennet veya cehennem yaratmak için kesinlikle özgürsün.
  • Bu hayattan sonra bir şey olup olmadığını söyleyemem ama sana bir tavsiye verebilirim. Olmamış gibi yaşa. Sanki bu senin zevk almak, sevmek, var olmak için tek şansın.
  • Yani eğer hiçbir şey yoksa, sana verdiğim fırsattan zevk almış olacaksın. Ve eğer varsa, sana iyi mi kötü mü diye sormayacağım, sana soracağım beğendin mi? Eğlendin mi? En çok neyi beğendin? Ne öğrendin?
  • Bana inanmayı bırak; inanmak tahmin etmek, hayal etmektir. Bana inanmanı istemiyorum, beni kendinde hissetmeni istiyorum. Sevgilini öptüğünde beni hissetmeni istiyorum, küçük kızını yatırdığında, köpeğini okşadığında, denizde banyo yaparken.
  • Beni övmeyi bırak. Bencil bir tanrı olduğumu nasıl düşünürsün?
  • Övülmekten sıkıldım, teşekkür edilmekten bıktım. Minnettar hissediyor musun? Bunu kendine, sağlığına, ilişkilerine sor. dünyaya göz kulak ol. İzlendiğini mi hissediyorsun?… Neşeni ifade et! Beni övmenin yolu bu.
  • İşleri zorlaştırmayı bırak ve benim hakkımda sana öğrettiklerini tekrar etmeyi bırak.
  • Emin olman gereken tek şey burada olduğun, yaşadığın, bu dünya harikalarla dolu.
  • Neden daha fazla mucizeye ihtiyacın var? Neden bu kadar çok açıklama var?
  • Beni dışında arama, beni dışta bulamayacaksın. Beni içinde bul işte buradayım, senin içinde atıyorum

Konfüçyüs’ten Dersler

Konfüçyüs

Belki de tüm zamanların en çok okunan düşünürü olan Konfüçyüs, iyiliği, insanlığı, barışı, erdemi, yüksek insan ile bilge insan öğretilerini konu alır. Mükemmel insanı ‘asil adam’ diye anar. Çincesi junzi olan bu söz, birebir tercümeyle ‘asil genç efendi’ anlamına gelir. Ancak Konfüçyüs’ün herhangi bir aristokrasi ya da feodalizm tarafgirliğine düştüğü sanılmasın; çünkü onun mükemmel insanının asaletinin kaynağı hiçbir şekilde ailesi veya ataları değildir. Bu asaletin kaynağı ‘öğrenmeye aşkla bağlı olmak’, ‘törelerin gereğini samimiyetle yerine getirmek’ ve ‘atalara, ana babaya hürmet göstermek’ gibi insanî erdemlerdir. Kişi bu erdemlere sahip olduğu zaman, artık ‘Yol’u yürümeye başlamış demektir.

  1. Gerçekten mutlu olabilmek için mutluluğu aramaktan vazgeçin.
  2. İyi niyetli insanlar yalana çabuk kanarlar ama boşa giden iyi niyeti asla unutmazlar.
  3. Hayat gerçekten basit ama biz karmaşıklaştırmakta ısrar ediyoruz.
  4. Eş seçmek, kitap seçmeye benzer; iyi tasarlanmış bir kapak ve cilt ilginizi çekebilir ama içeriği sağlam olmadıkça, sonunu getirmek zordur.
  5. Sevdiğin işi yaparsan ömrün boyunca çalışmazsın.
  6. Güçlü olan, zayıf yanını herkesten iyi bilendir; daha güçlü olan ise zayıf yanına hükmedebilendir.
  7. Az konuşanlar pek az, çok konuşanlar sık sık pişman olur.
  8. Nefret etmek kolay, sevmek ise zor… Tüm iyi şeylere ulaşması zor; kötü şeyleri elde etmek ise ne kolay!
  9. Hedeflerinize ulaşamayacağınızı anladığınızda hedeflerinizi küçültmeyin, adımlarınızı büyütün.
  10. Gül veren ellerde güzel koku kalır mutlaka. Paylaşmayı bilenlerin de iyilikleri karşılıksız kalmaz asla.
  11. Öğrenip düşünmeyen insan bir kayıptır. Düşünüp öğrenmeyen insan ise büyük tehlike…
  12. Eğer birinden nefret ediyorsanız, ona yenik düşmüşsünüz demektir.
  13. Büyük insanların aradığı şey kendi içindedir, küçük insanların istediği şey ise diğerlerinde.
  14. Olgun insan güzel söz söyleyen değil, söylediğini yapan ve yapabileceklerini söyleyen kişidir.
  15. Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri varsa, o yerde güneş batıyor demektir.
  16. İnsanları geçimsiz yapan sevgisizliktir. Birbirine düşman yapan iletişimsizliktir.
  17. İyi insanlar daima kaybederler çünkü adil dövüşürler iyi insanlar daima kaybederler çünkü dürüsttürler. İyi insanlar daima kaybederler, çünkü kazanmayı önemsemezler.
  18. Hayatta şu üç şeyi iyi düşün: Kırmadan önce bir kalbi, çarpmadan önce bir kapıyı ve bitirmeden önce son sözünü.
  19. Bir insan parasını kaybetmişse, hiçbir şeyini kaybetmemiş demektir. Sıhhatini kaybetmişse hayatının yarısını kaybetmiş demektir. Ama umudunu kaybetmişse, her şeyini kaybetmiş demektir.
  20. Herkesle arkadaşlık yapın ama sadece erdemli kişilerle dost olun.