Kamyoncu ve goril.

Untitledİngiltere’de bir hayvanat bahçesinde soyları tükenmekte olan bir çift goril kalmış. İnsanlar bunları çiftleştirip soylarını kurtarmaya çalışıyorlarmış ki erkek goril birden ölüvermiş. Ortalık birbirine girmiş. Gazetelere ilan verilmiş ve dişi gorile bir eş bulana büyük ödüller vaat edilmiş. Kimsenin elinden bir şey gelmiyormuş. Herkes çaresiz bir şekilde otururken bir Türk çıkmış ve bu işi halledeceğini ancak 50 bin dolar istediğini söylemiş. Hemen kabul etmişler. Türk uçağa atlamış önce İstanbul’a sonra da Ankara’ya gelmiş. Ankara’da otobüse binmiş. Pozantı yolu üzerinde bir kahvede inmiş. Kahveye girmiş bakmış bir sürü kamyon şoförü oturuyor. Hepsine şöyle alıcı gözüyle baktıktan sonra bir tanesine ‘Sen gel’ demiş. Adam gelmiş, bizimki de ona durumu anlatmış. Böyle böyle bir durum olduğunu, gorile bir eş aradığını ve adamın bu iş için uygun olduğunu ve bunun bedelinin de 25 bin dolar olduğunu söylemiş. Kamyoncu düşünmek için bir saat mühlet istemiş. Bir saat sonra dönmüş ve demiş ki:

– Tamam, kabul ediyorum ama üç şartım var:

1. Dudaktan öpüşmem.
2. Doğacak çocuk erkek olursa babamın adını koyarım.
3. 25 bin dolarım yok. Taksit taksit öderim.

Yoksa bu meret baş ağrısı yapar.

UntitledAdamın birinin başı çok ağrıyormuş. Bir çok doktora gitmiş, tedavi görmüş, ilaç almış çaresi yok. Baş ağrısı bir türlü geçmiyor. Sonunda gittiği bir doktor baş ağrısının adamın aletinden kaynaklandığını bu nedenle onu keserlerse baş ağrısından kurtulacağını söylemiş. Adam buna şiddetle karşı çıkmış. Aradan zaman geçmiş ama baş ağrısı dayanılmaz hale gelmiş. Adam da sonunda kestirmeyi kabul ederek ameliyat olmuş. Ameliyattan sonra baş ağrısından eser kalmamış. Gel zaman git zaman adam bir gün terziye pantolon diktirmek için gitmiş. Terzi başlamış adamın ölçüsünü almaya. Bu sırada sormuş adama “Acaba demiş siz aletinizi ne tarafa yaslarsınız? Sağ tarafa mı yoksa sol tarafa mı?” Adam bunu duyunca sinirlenmiş ve “Sana ne kardeşim sen ölçünü almana bak” demiş. İçinden de kendi kendine “Acaba benimkinin olmadığını anladı mı!” diye düşünmüş. Biraz sonra terzi tekrar “Acaba siz aletinizi ne tarafa yaslarsınız? Sağ tarafa mı yoksa sol tarafa mı?” diye sormuş. Adam “Sana ne kardeşim. Sen işine bak. Hem niye soruyorsun” Terzi de “Efendim pantolonda o tarafa boşluk bırakacağım, o yüzden soruyorum. Yoksa bu meret acayip baş ağrısı yapar.” demiş.

Zengin birisi ile evlenmek isteyen kıza ibretlik cevap!

Untitled

Dünyanın en büyük finans şirketlerinden J.P. Morgan’ın CEO’su James Dimon’un, zengin koca avcısı bir kızın kendisine attığı bir elektronik postaya verdiği ibretlik cevap.

Zengin birisi ile evlenmek isteyen bir kızın J.P. Morgan’a yolladığı elektronik posta :

Sayın Morgan,

Sizinle dürüst olacağım. Bu yıl 25 yaşına giriyorum. Çok güzelim, iyi bir stilim var ve kaliteli şeyleri severim. Yıllık geliri en az 500 bin dolar veya daha fazla olan bir adamla evlenmek istiyorum. Aç gözlü olduğumu düşünebilirsiniz fakat New York’ta yıllık geliri 1 milyon dolar olan insanlar maalesef orta sınıf sayılıyor.

Çok şey istemiyorum. Sizin sitenizde yıllık geliri 500 bin dolar veya daha fazla olan biri var mı? Hepiniz evli misiniz? Bu konuları merak ediyor ve sormak istiyorum, sizin gibi zengin insanlarla evlenmek için ne yapmam gerek?

Bugüne kadar birlikte olduğum erkekler arasında en zengini yılda 250 bin dolar kazanıyordu. Central Park’ın batı yakasında, yüksek bütçeli rezidanslarda yaşamak isteyen biri için yıllık 250 bin dolar yeterli değil. Size alçak gönüllülükle soruyorum:

1) Zengin bekarlar nerede takılır? (Lütfen bar, restaurant, spor salonu, kulüp, vs. gibi mekanların isimlerini ve adreslerini yazar mısınız.)

2) Hangi yaş kategorisine odaklanmalıyım?

3) Çoğu zenginin eşleri neden ortalama güzellikte? Bir kaç kızla tanıştım; güzel veya ilgi çekici değiller ama zengin erkeklerle evlenebiliyorlar.

4) Kimin karınız, kimin yalnızca sevgiliniz olabileceğine nasıl karar veriyorsunuz? Benim hedefim evlenmek. Zengin bir adamla evlenebilmek için ne yapmalıyım ?

Saygılarımla

Bayan Güzel

James Dimon’un kıza yanıt olarak yolladığı elektronik posta :

Sevgili Bayan Güzel,

Yazınızı büyük bir ilgiyle okudum. Tahmin ediyorum ki sizin gibi aynı soruları soran pek çok genç kız var. Lütfen profesyonel bir yatırımcı olarak durumunuzu analiz etmeme izin verin. Benim yıllık gelirim 500 bin doların üzerinde, sizin kriterlerinize uyuyor, bu sebeple zamanınızı boş yere çalmadığımı umut ediyorum.

Bir iş adamı gözünden bakarsak, sizinle evlenmek kötü bir fikir. Nedeni ise çok basit, lütfen açıklamama izin verin. Detayları bir kenara bırakırsak, yapmaya çalıştığınız şey “güzellik” ile “para” ikilisini takas etmek: A kişisi güzelliği sağlar, B kişisi de bunun için ödeme yapar, gayet adil. Fakat burada ölümcül bir problem var; sizin güzelliğiniz kaybolacak ama benim param iyi bir sebep olmadıkça tükenmeyecek. Aslına bakarsanız, benim gelirim yıldan yıla artabilir, ancak siz yıldan yıla güzelleşemezsiniz. Bu sebeple, ekonomik açıdan bakarsak, ben değer kazanan bir varlıkken siz değer kaybeden bir varlıksınız. Hem de sıradan bir değer kaybı değil, katlanarak artan bir değer kaybı. Eğer güzellik sizin tek varlığınızsa, değeriniz 10 yıl sonra çok daha düşük olacak.

Wall Street’te kullandığımız bir terimden yola çıkarsak, sizin için “takas pozisyonu” diyebiliriz, “satın al ve bekle” değil. Sizi satın almak iyi bir fikir değil, bu sebeple kiralamayı tercih ederim. Çünkü alışveriş değeri düşen bir şeyi uzun süre elde tutmak hiç de akıllıca değildir. Şüphesiz; aynı şey sizin istediğiniz evlilik için de geçerli.

Bu yazdıklarım size zalimce geliyorsa bir de şöyle düşünün; tüm paramı kaybetseydim, beni terk etmez miydiniz? Aynı şekilde güzelliğinizi kaybettiğinizde, benim de çıkış yolunu bulmam gerekmez mi?

Yıllık geliri 500 bin doların üstünde olan insanlar aptal değil; sizinle yalnızca çıkarız ama evlenmeyiz. Size, zengin bir adamla evlenme fikrini unutmanızı öneririm. Bu arada, yılda 500 bin dolar kazanan o zengin siz olabilirsiniz. Zira o kadar parayı kazanmak, zengin bir aptal bulabilme ihtimalinizden daha yüksek…

CEO J.P. Morgan

Dans et, sev, şarkı söyle, yaşa.

Untitled

DANS ET!
Sanki seni hiç kimse izlemiyormuş gibi.

SEV!
Sanki önceden hiç incinmemiş gibi.

ŞARKI SÖYLE!
Sanki seni duyabilecek kimse yokmuş gibi.

YAŞA!
Sanki cennet bu hayatın kendisiymiş gibi.

Alfred SOUZA

Cehennemi satın aldım.

Untitled

Martin Luther, duruşma sırasında yargıçlara seslendi:
“Milleti cehennemle korkutup, cenneti para karşılığı satıyorsunuz.
Sıkıysa cehennemi satsanız ya?”
Yargıçlardan biri “Cehennemi kim alır ki?”
Martin Luther,”ben alıyorum, neyse parası vereyim”
Bedava verdiler!
Martin kapının önüne çıktı
duruşma sonucunu merak eden binlerce kişiye
“Cehennemi satın aldım, benimdir.
Bundan sonra oraya kimseyi almayacağım, korkmayın” .
Cehennem korkusu ve kilise baskısından kurtulan halk,
özgür beyinlere sahip oldu.
Ve Almanya aydınlanması 500 yıl önce başladı!

Martin LUTHER (1483–1546)

Her insan mutlu olamaz.

Untitled

Her insan mutlu olamaz.
Çünkü gereğinden fazla özler dünü.
Hak ettiğinden fazla düşünür yarını.
Ve hiç hak etmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü.

Her insan mutlu olamaz.
Çünkü gereğinden fazla özler hayatından çıkanları.
Hak ettiğinden daha büyük umutla bekler hayatına girecekleri.
Ve asla göremez yanı başındakileri.

Erich FROMM

Bize bağlı.

Bu akşam da gönlümüzce bitmediyse gün
Suçun yarısı bizim yarısı günün
Sanki yapının tuğlası bizsek harcı o
Onun da iyi olması lazım
Onun da aklı kalbi namusu
Ya masmavi aydınlık ferah
Ya dikenli huzursuz bir uykusu
Gününü gün etmekten korkması lazım.

Bu akşam da gönlümüzce bitmediyse gün
Demek tümü bizim omuzlarımızda yükün
Gelin buna bir çare bulalım
Bunca olduğumuz gayrı yetmiyor
Yarın daha iyi adam olalım
Yarın daha sağlam daha akıllı
Yarın daha sevdalı daha haklı
Günün bize bağlı olduğunu bilelim.

Melih Cevdet ANDAY