Aman Tanrım.

Amerika’da koyu dindar dört kadın, bir yandan kahve içiyorlar, bir yandan da sohbet ediyorlardı.
Birinci kadın, oğlundan söz açtı:
– “Benim oğlum rahiptir” dedi.
– “Bir topluluğa girdiğinde onu gören herkes kendisine ‘Peder’ der.

İkinci kadın da kendi oğlundan söz etti.
– “Benim oğlum ise papazdır.”dedi.
– “Bir topluluğa girdiğinde onu gören herkes kendisine ‘Aziz Peder’ der.

Üçüncü kadın da oğluyla övündü:
– “Benim oğlum ise kardinaldir” dedi.
– “Bir topluluğa girdiğinde onu gören herkes kendisine ‘Yüce Aziz’ der.

Üç kadın oğullarıyla övünmelerini bitirdikten sonra, dördüncü kadını dinlemeye hazır olduklarını belirtmek için gözlerini ona diktiler, beklemeye başladılar. Fakat dördüncü kadın konuşmuyor, büyük bir keyifle kahvesini yudumluyordu. İlk üç kadın bir ağızdan sordular:
– “Ya senin oğlun?” dediler.
– “Sen de söz etsene oğlundan…”

Dördüncü kadın, kahvesinden son yudumunu da aldıktan sonra ağır-ağır konuşarak oğlunu anlatmaya başladı:
– “Benim oğlum 1.95 boyunda, dalgalı siyah saçlı, yeşil gözlü, geniş omuzlu, atletik yapılı, son derece şık giyinen ve 27 yaşında olmasına karşın çok zengin bir kişidir” dedi.
– “Bir topluluğa girdiğinde onu gören tüm kadınlar birbirlerinin kulaklarına eğilirler ve “AMAN TANRIM! ” derler!

Gerçek ve potansiyel.

Çocuğun biri babasına potansiyel ve fiili arasındaki farkı soruyor. Baba anlatıyor:

Baba: Karıcım sana bir milyon dolar verseler Brad Pitt ile yatar mısın?
Anne: Tabiki.
Baba: Peki kızım sana bir milyon dolar verseler Brad Pitt ile yatar mısın?
Kız: Ne yalan söyliyim yatarım babacım.
Baba: Oğlum peki sen yatar mısın?
Oğlu: Bir milyon dolar için dedemle bile yatarım

Baba: Görüyor musun kızım? Potansiyel olarak 3 milyon doların üstünde oturuyoruz. Fakat fiili olarak 2 orospu ve 1 ibneyle yaşıyoruz..

Orospiiiii.

Amerika’da 50 katlı bir otelin en üst katından genç bir kız kendini aşağıya atmış o sırada üst katların birinde pencereden dışarı seyreden bir Fransız, kızın yukarıdan geldiğini görünce hemen kollarını açmış ve kızı yakalamış.

– Hayatım bak ne kadar genç ve güzelsin, neden intihar ediyorsun, bak hayat ne kadar güzel. Şimdi seninle bir Fransız lokantasına gideriz, karnımızı doyurduktan sonra bir diskoya gideriz, dans edip içki içeriz ondan sonra da benim odaya gelir sevişiriz diyince kız birden

– “Gene mi seks” diye bağırıp adamın kollarından kurtulup kendini aşağıya bırakmış.

Otelin orta katlarında bir İtalyan kızın geldiğini görünce kollarını açıp yakalamış. O da Fransız gibi,

– Neden intihar ediyorsun güzelim, şimdi seninle bir İtalyan lokantasına gidip nefis bir spagetti yeriz, sonra da diskoya gidip eğleniriz, oradan çıkıp benim odaya geliriz sana İtalyan erkeklerinin gücünü gösteririm, diyince kız yine

– “Gene mi seks” diye çığlık atarak onunda kollarından kurtulup kendini aşağı atmış.

Bu sırada otelin 10.katında dışarıyı seyreden Temel, kızın geldiğini görünce kollarını açıp yakalamış.

– Uyy ne kadar cüzel kızsın daa; neden ölmek isteysun. Hacan şimdi bir lokantaya gidip karnımızı doyururuz ondan sonrada biraz eğleniriz, daha sonra gelip seni odana yatırırım, bende kendi odama yatarım, dinleniriz, diyince kız hayretler içinde

– “Ya seks?” diye sormuş.

Bu soruyu duyan Temel kollarını yanlara açıp:

– “Orospiii” diye bağırarak kızı aşağıya bırakmış.

Kalk Temel kalk, zengin olduk.

Temel ile Cemal Amerika’ya zengin olma hevesi ile giderler. Bir binanın duvarında şu yazıyı okurlar.

– Kızılderili başına 100$.

Temel ve Cemal’ in gözleri parlar. Ve hemen doğru ıssız, vahşi batıya yol alırlar. 1 gün 3 gün 5 gün derken yorgunluktan bitap bir ağaç dibinde uyuya kalırlar. Epey bir zaman sonra Cemal gözlerini ovuşturarak açar ve oda ne! Her yer kızılderili. Kızılderililer Temel ve Cemal’ in çevresini sarmış, ellerinde ok ve mızraklar sert bakışlarla izliyorlar. Cemal, Temel’e fısıldayarak:

– Kalk Temel kalk. Zengin olduk

Tarz.

Öğretmen öğrencilere soru soruyor:
– “Ağaçta 7 kuş var. Avcı ateş ediyor, 3 tanesini vuruyor. Ağaçta kaç kuş kaldı?”

Biri cevap veriyor:
– “4 kuş kalır.”

Başka bir çocuk da hemen atılır:
– “Hayır öğretmenim ateş edince bütün kuşlar uçar, ağaçta hiç kuş kalmaz…”

Öğretmen bunun üzerine:
– “Cevap yanlış ama stilini sevdim”, der.

Çocuk buna karşılık verir:
– “Öğretmenim, ben de bir soru sormak istiyorum… Karşıdan 3 bayan geliyor, ellerinde dondurma var. Biri yalayarak yiyor, biri emerek, biri de ısırarak… Bu bayanlardan hangisi evlidir?”

Öğretmen düşünüyor, düşünüyor…
– “Emerek yiyen evlidir”, diyor…

Çocuk cevap veriyor:
– “Hayır öğretmenim, parmağında alyansı olan… Ama ben de sizin stilinizi sevdim..”

Satıcı.

Elektrik süpürgesi satıcısı, bir apartman dairesinin kapısını çalmış, kapıyı açan bayana

– “Hanımefendi, bu elimde görmüş olduğunuz kovanın içinde at pisliği var ! ” demiş ve bu bir kova pisliği evin içine doğru savurarak döküvermiş. Sonrada

– “Hanımefendi, elimdeki elektrik süpürgesi ile 10 dakika içinde bunu temizleyemezsem, bu boku yiyeceğim..! “demiş. Kadın satıcıya şöyle bir bakmış.

– “Beyefendi, üstüne domates sosu da istermisiniz ? Elektrikler kesik de ….! “

Papa

Bir gün Papa makam arabasıyla giderken canı çok sıkılır ve şoförüne yer değiştirmeyi önerir.

Bunlar yer değiştirir ve Papa hız yapar. Gaza basar da basar.. En sonunda bir polis arabası tarafından çevrilir. Memur Papa’yı görünce şaşırır ve amirine başvurur. Amirle aralarında şu konuşma geçer:

-“Amirim, burada çok önemli biri var, hız yapıyordu, ceza yazacak mıyım?” –

-“Yazacaksın tabii, kaymakam da olsa, vali de olsa ceza yazacaksın.”

-“Hayır amirim daha da önemli!”

-“Devlet bakanı da olsa yazacaksın.”

-“Hayır amirim daha da önemli!”

-“Başbakan da olsa yazacaksın.”

-“Hayır amirim hayır daha da önemli!”

-“Bill Clinton da olsa yazacaksın!!!”

-“Hayır amirim daha da önemli!”

-“Eee, kim bu daha da önemli daha da önemli deyip durduğun?”

-“Valla amirim kim olduğunu ben de bilmiyorum, ama şoförü papa!!”

Cennet.

Bektaşiye demişler ki
– İyilik yap, iyilik et.
– Neden?
– Cennete gidersin.
– Ne var cennette?
– Huri kızları falan, filan.
– İçki var mı içki?
– Bre melun, içki ne gezsin cennette, orası meyhane mi?
– Meyhane değil, peki kerhane mi?

Tutuyorum.

Kadının biri yanlışlıkla erkekler tuvaletine girmiş.
Yanlışlığı farkedince de AYYYYYY diye bağırıvermiş.
İçeride çişini yapan bir beyefendi de hiç istifini bozmadan

– Korkmayın bayan, tutuyorum…

Vurduk onu.

Babam öldü, demis Temel. Ilyas sormus:
– Neden öldü?
– Apartmanin sekizinci katinin balkonundan düstü.
– Eyvah parçalandi mi?
– Yok, giristeki bakkalin tentesine düsünce oradan havalanip karsi apartmana
yöneldi.
– Apartmana mi çarpti, nasil oldu?
– Yok, karsi apartmanin
balkonunda çamasirlar asili idi. Çamasir ipine vurup fabrikanin bahçesine
düstü.
– Orada mi öldü?
– Yok, fabrika çelik yay fabrikasi, bahçedeki
yaylarin üzerine düsüp havalandi yeniden…
– Peki sonra?
– Sonrasi ne?
– Baktik ki yere inmiyor, biz de vurduk onu.

Çocuk aklı.

Mahallenin iki afacan kardesi tum mahalleliyi
biktirmis. Surekli ana-babalarina sikayet geliyor
mahalleliden. Kirilan camlarin, kuyruguna teneke
baglanan kedilerin, lastigi indirilen
arabalarin sorumlusu hep afacan kardesler. Ana-babasi
usanip bu durumdan kilisenin papazina anlatirlar
durumu veyardim isterler. Papaz “gonderin cocuklari
konusayim” der.
Cocuklari gonderirler.
Papaz once buyuk oglani cagirir.
“Soyle bakiim evladim,Tanri nerede ?”
Cocuk susar.
Papaz Tekrar sorar .
“evladim soylesene Tanrimiz nerede?”.
Cocuk susmaya devam eder.
Papaz israrla sormaya devam eder, cocuk susmaya..
Sinirlenir Papaz, “konussana be cocuk nerde Tanri? ”
Cocuk aniden firlar, kiliseden kosarak kaciyorken
seslenir kardesine” kacalim cabuk !”. Eve giderler ,
odalarina cikip kapiyi iyice kapatirlar, kucuk oglan
sorar buyugune” neden
kaciyoruz?”
Buyuk yanitlar
“iste simdi hapi yuttuk, Tanr? kaybolmu? bizden
biliyorlar!!!”

Amerikan zekası.

Amerikalı ve Japon safarideymiş. Karşılarına bir aslan çıkmış. Amerikalı
hemen çantasından spor ayakkabılarını çıkarıp giyinmeye başlamış. Japon
demiş ki:
– Aslandan hızlı koşmayı mı düşünüyorsun dostum?

Amerikalı cevap vermiş
– Senden hızlı koşsam yeter.

Gerdek.

Temel, Dursun ve İdris bekarken anlattıkları gibi aynı düğünde evlenerek aynı yerde balayı geçirmek üzere lüks bir otele giderler. Bir ara aralarında
geçen muhabbet üzerine gece kaç kere ilişkiye girdiklerini sabah ekmeğe sürdükleri yağdan anlayacaklardır.

Sabah olur ve üç aile kahvaltıya oturur.

İdris ekmeği alır 1, 2 kat yağ sürer;
Dursun ekmeği alır 1, 2, 3 der kalır;
Temel kabararak ekmeği alır 1, 2, ters çevirir ekmeği 1, 2…

Temel ve Yunan.

Temel askerliğini yunan sınırında yapıyormuş.
Temel’in canı çok sıkılıyormuş.
Yunan’a bir ıslık çalmış elleriyle “Havacı mısın?” işareti yapmış,Yunan aldırmamış.
Bir ıslık çalmış elleriyle “Karacı mısın?” işareti yapmış, Yunan aldırmamış.
Bir ıslık daha çalmış “Denizci misin?” anlamında yüzme işareti yapmış, Yunan aldırmamış.
Bir ıslık daha çalmış. El haraketi yaparak “Topçu musun?” demiş, Yunan aldırmamış.
Bir ıslık daha çalmış “Gözcü müsün?” anlamında dürbün işareti yapmış, Yunan aldırmamış.
Nöbetler değişmiş sıra yine Temel’le Yunan’a gelmiş.
Yunan’a hadi sınıra git demişler Yunan da:

– “Ben oraya gitmem. Orada bir deli Türk askeri var, bana hava kararınca yüzerek gelip sana bir koyacam gözlerin fırlayacak diyor..”

Abi! Benim, ben!

Genç çocuk son model Porsche marka arabası ile yolda ilerlerken kırmızı ışıkta durur. Tam o sırada arkadan gelen bir kamyon büyük gürültü ile arabaya çarpar. İkisi de inerler bakarlar ki arabanın arkası haşat. Kamyonun şoförü, gencin ayaklarına kapanır:

– “Abicim sen beni affet. Ben 30 yıl çalışsam bunu ödeyemem. Sen şu kardeşini affet” der.

Çocuk bakar ki adamın hakikaten hali vakti pek yerinde değil. Adamı affeder ve arabasına binip yoluna devam eder. Çocuk iki, üç ışık sonra tekrar durur. Derken yine büyük bir gürültüyle arabasına arkadan çarparlar. Çocuk arabadan iner bir de bakar ki yine aynı kamyon şoförü arabasına vurmuştur. Ancak bu sefer şoför kamyondan dışarı çıkmadan sadece kafasını pencereden uzatır ve:

– “Abi benim ben.. Devam et!”.

Temel Amerika’da…

Temel, in the immigration office…
Officer asks :
– Sex?
– 3 times a week
– No … I mean, male or female ?
– Doesn’t matter.

TÜRKÇESİ:

Temel göçmen bürosundadır.
Memur sorar:
– Cinsiyet (Temel bunu seks durumunuz olarak anlar)
– Haftada 3 kez.
– Yanlış anladınız… Ben kadın mı, erkek mi olduğunu sormuştum.
– Farketmez.

Uyarı.

Temel ile Fadime yatakta sevişirken Fadime sürekli olarak Temel’e

– “Bak Temel bu iş böyle olmuyor önce uyarılmam lazım” diye itiraz etmekteymiş.
Temel’in canına tak etmiş.

Bir sabah işe giderken:

– “Bak Fadime seni uyarıyorum akşama seni s…..ğum ona göre. Sonra uyarmadı deme.

Arada “R” var.

Tabura yeni bir komutan gelmiş ve askerleri toplayarak bir konuşma yapacağını belirtmiş. Bütün askerler toplanmışlar ve komutan başlamış konuşmaya:

– Bugün tanışmak için sizleri buraya topladım. Benim adım Ahmet, soyadım Kırç. Tekrar ediyorum, Kırç. Arada R var. Sakın ola diliniz sürçmesin çok fena yaparım. Herkes iyice ezberlesin, hata istemem!

Askerler dağılmışlar ve herkes “Arada R var, arada R var” diye içinden ezbere koyulmuş. Komutan ise bu konuda ne kadar hassas olduğunu göstermek için sağda solda gördüğü askere soruyormuş:

– Sen!

– Emredin komutanım!

– Soyadım ne benim?

– Kırç komutanım.

– Aferin! İşinin başına!

Komutan böyle böyle her gün bir kaç kere soyadını soruyor ancak kimse şaşırmıyormuş. Temel ise bu konuda çok sancılıymış. Ya bir gün piyango kendisine çıkarsa ve şaşırırsa diye daralıp dururmuş. Nihayet bir gün tören esnasında komutan aniden arkasına dönmüş ve Temel’i işaret ederek:

– Sen! Soyadım ne benim?

Temel heyecandan konuşamıyor, nutku tutulmuş. Yaprak gibi sallanmaya başlamış. Komutan gayet sinirli:

– Sana söylüyorum, cevap ver, asabımı bozma!

Hemen arkasındaki arkadaşı bakmış Temel’in başı belaya girecek hemen fısıldamış:

– Arada ‘R’ var, arada ‘R’ var…

Bunun üzerine Temel rahatlamış ve cevap vermiş:

– Gört komutanım.

Kendinde olmayan.

Bektaşi’nin biri her nasılsa camiye gitmiş, yani başında namaz kılan adam.

-Allah’ım! Beni dinden, imandan eksik etme, diye dua ediyormuş. Bektaşi’de başlamış duaya.

– Allah’ım bana bir şişe rakı parası ihsan eyle… Bunu duyan adam.

– Bre dinsiz imansız herif , hiç Allah’tan rakı parası istenir mi?. Bektaşi

– Kızma be Îmanım, herkes kendinde olmayanı ister. Sen biraz daha din, iman istiyorsun. Benim dinim, Îmanım tamamdır, onun için bende rakı parası istiyorum.