
İnsanoğlu hakikat arayışında “anlam” ihtiyacını karşılamak üzere, bilgiye dair her birikim, önemli ve kültüre göre işlenmiş şekilde karşımıza çıkar. Toplumsal ya da bireysel anlamda kişilik, benlik ve kimlik inşaası, büyük ölçüde zihinsel verilerin ruhsal yapıda yansıma bulmasının sonucudur. Kuşkusuz bu noktada mitler, gerek sembolik yapılar gerekse hikayelenmiş olgusal durumlar olarak büyük işlev görmektedir.
İnsana dair pek çok özellik ve bunlardan doğan bir çok insan tanımı vardır. Bu özellik ve tanımlardan biri de “homo narrans” dır; yani insan kendini öykülendirerek şekillendirir. İnsanın ya kendisi bütünüyle bir hikayedir; ya da bir ve birden çok kısımlarıyla diğer hikayelerin bir parçası…
Çünkü insanın sonlu bir varlıkken sonsuzu kavrayamaması, bir parçası iken bütünü kapsayamaması acı ama büyük bir gerçeğe dair tecrübedir. Biz buna yaşam öyküsü ve yahut da hayat hikayemiz deriz. Bu da yaşayan insanın “yaşayan olmak için” hayatında en azından bir hikayenin varlığını zorunlu kılmaktadır. Yaşam hikayeleri yaşanır veya anlatılır ya da yaşanmaz ama anlatılır veyahut hem yaşanmaz hem de anlatılmaz ama yine de hikayeliğinden bir şey kaybetmez. Sadece yeryüzünde olmak dahi bir hikaye olmak/yazmak için kafidir.
İsimleri “Aşk” ve “Ruh” anlamlarına gelen Eros ile Psyche’nin öyküsü MS. 2. yy’da yaşamış Romalı yazar Lucius Apuleius’un “Dönüşümler” isimli kitabının 4 ve 5. bölümlerinde yaşlı bir kadının ağzından anlatılmaktadır. Romalılar, Eros’a “Cupid” (veya Cupido), annesi Afrodit’e de “Venüs” isimlerini verdiklerinden öyküde bu Romalı isimler kullanılmıştır. Latince “Aşk” sözcüğünün karşılığı olarak Amor ismiyle de anılan Eros, Afrodit ile savaş tanrısı Ares’in (Roma’da Mars) oğluydu. Savaş ve barışın birlikteliğinden doğan Eros annesinin dizinin dibinden ayrılmayan haşarı bir çocuk, çocuksu bir delikanlı ve kanatlı olarak betimlenir. Simgeleri ok ve meşaledir. Çünkü aşk kalbi yaralar ve tutuşturur. Altın uçlu sivri okları hedeflediği kişileri âşık eder, kurşun uçlu küt okları ise aşktan yoksun kılar. Bu öyküde ise, aşkın olgunlaştırdığı güzel bir delikanlı olarak betimlenmektedir.
Eros ve Pysche, hayatımızda beş duyu organımız ile hissedemediğimiz, aşk ve ruhun somut olarak hikaye edilmiş halidir. Ruh bilimi (psikoloji) kökenini Psyche’den alır. Milet kralının üç güzel kızı vardır, fakat en küçük kız olan Psyche (Ruh) kardeşlerin en güzelidir. Psyche bir türlü evlenemez, çünkü hiç kimse bu kadar güzel bir kızla evlenmeye cesaret edemez. Halk Psyche’nin güzelliğine kendini o kadar kaptırır ki, Tanrıçaları Afrodit’e (Venüs) bile tapınmayı unuturlar. Bu yüzden Afrodit büyük bir kıskançlık ile bunun intikamını Psyche’den almak için oğlu Kupidon’u (Eros) yanına çağırmış. Ondan, aşk okları yardımı ile, en çirkin ve insanlar tarafından en aşağılanan birisine Psyche’yi aşık etmesini istemiş. Kızının durumuna üzülen ve onun Afrodit gibi sevilip sayılmasından dolayı tanrıların hışmına uğradığından kuşkulanan Kral, Milet’e gidip Apollo’nun kâhinlerine danıştığında “Kızın hiçbir ölümlünün gelini olmayacak.” dediler. “Yas giysileri giydirip dağ başına götür, hiç kimsenin karşı koyamayacağı bir canavar bekliyor onu, kocası o olacak.” Saray ve kent yasa boğulmuştu, ama buyruk yükseklerden geliyordu. Psyche’ye gelinlik yerine, kara giysiler giydirip dağ başına bıraktılar onu. Eros, yay ve okunu alıp kızın yanına doğru uçar. Psyche’yi gördüğü an onun güzelliğinden etkilenen Eros ölümlü kıza aşık olmuş ve annesi Afrodit’in emrini yerine getirememiş.
Eros’un oku bu kez kendi yüreğine isabet eder ve Psyche’ye aşık olur. Meltem tanrısının da yardımıyla gecenin sessizliğinde esen rüzgarla birlikte kızı alıp saraya götürdü. Eros kimliğini Psyche’den sakladı ve ona yüzünü asla göstermedi. Ayrıca, sadece gece ve karanlıkta görüşmek için Psyche’den söz aldı. Gündüzleri muhteşem sarayında yaşayan Psyche, kim olduğunu bilmediği eşini çok sevmekte ve O’nun istediği üzere, kim olduğunu bilmemektedir. Ancak ailesini özleyip, onları görmek ister. Eros bu isteği kabul ederek, Psyche’nin kız kardeşlerini getirtir. Kız kardeşler, sarayı çok beğenir ve kıskanırlar. Giderken de, eşinin belki de bir canavar olabileceğini ve bunu öğrenmesi gerektiğini söylerler. Buna çok üzülen Psyche verdiği sözü unutur, gece eşini görmeye karar verir. Gece bir kandil tutarak eşine bakar ve çok hoş, genç bir adamla karşılaşır. Kandilden düşen yağ ise Eros’un omzuna damlar, uyandırır. Büyük bir hayalkırıklığına uğrayan Eros, Psyche’yi terk eder.
Psyche, tüm dünyayı dolaşarak Eros’u aramaya başlar. Ancak hiçbir yerde bulamaz, son çare Afrodit’ten yardım ister. Afrodit, Psyche’ye bir çok zor imtihanlar verir. Psyche bu imtihanları bazen de yardım alarak, başarıyla yerine getirir. Son görev olarak kendisine yeraltına gidip, Persefone’nin makyaj aynasını getirmesi istenir. Psyche bu görev için yeraltına da gider ve Persefone’ye hikayesini anlatır ve aynasını ister. Persefone aynasını verir ama aynayı açmaması gerekmektedir. Yolda Psyche merakına yenik düşer ve aynaya bakar. Sonrasında ise bir ölüm uykusu başlar. Onu bulan Eros çok üzülür. Aynayı, Afrodit’e gönderir. Psyche’yi alarak Zeus’a gider ve yardım ister. Zeus ise Psyche’ye, geri gelmesi için ölümsüzlük verir. Böylece; Eros’la beraber sonsuza dek mutlu yaşarlar…
Yunanca’da Psyche “Ruh” ve “Kelebek” anlamına gelmektedir. Bu nedenle hem ölüm sonrası bedeni terk eden “Ruh” hem de Eros’un eşi olan Psyche; “Kelebek Kanatları” ile temsil edilmiştir. Psyche’nin Eros’a yani Aşka giden yolda verdiği mücadele bir tırtılın “Kelebek” olma adına verdiği mücadeledir aynı zamanda. Kelebeğin kozasını açarken, gösterdiği çabanın onu güçlendirmesi gibi Psyche’de aşkın ihanet ve sadakat kutuplarında olgunlaşır.
Bu mitte bulunan dual yanlar çok belirgindir.Bu yanları görmek, anlamak için bir çok ipucu sunmaktadır. Eros ölümsüz olandır. Psyche ölümlü olandır. Eros göksel olandır.Psyche yersel olandır. Eros manevi olandır.Psyche maddedir. Eros Tanrısal yan iken Psyche Tanrısal yana ulaşmaya çalışan beşer olandır. Sonsuz ve fani olanın birleşmesi ise Hz. Mevlana’nın Vuslat tanımıdır.
Eros hikaye içinde genel olarak “görünmez” dir. Ama aynı zamanda Psyche’den koşulsuz inanç ve güven ister. Psyche halinden şikayetçi olmasa bile, bazen şüpheye düşüyor ve yoldan çıktığı anlar oluyor. Genelde bu anlar için af diliyor ve kefaret şartlarını gerçekleştiriyor. (Ancak cezalarını çekerken görünmez güçler veya doğa şartları gibi ilahi yardımlar oluyor) Psyche tüm bu şartlar içinde; denemelerinden geçerken çalışkan olmayı, zeki olmayı, hazırlıklı olmayı vs. öğreniyor. (erdemler geliştiriyor) Bazen de, Tanrılara yalvar yakar oluyor. (Nefs, gurur,ego vs. kalmıyor) İşte tüm bunları ilahi aşkına ulaşmak için yapıyor. Çünkü Ruh her zaman Aşk’ın parçasıdır. Ona ulaşmak ister.
Aşkla Kalın
Birsen SUNGURAY
Kaynaklar:
Gülüşen Göcen / Psikoloji, Mitoloji, Din
Colette Estin, Helene Laporte / Yunan ve Roma Mitolojisi
Turhan Yörükhan / Yunan Mitolojisinde Aşk
