DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN EDWARD İYİ Kİ VARSIN
18 Ağustos Edward Norton’ın yaş günüymüş. Bunu fark edince ve de en sevdiğim, favori oyunculardan biri olması nedeniyle bir yazı yazmaya karar verdim. Bir çok filmini izlediğim Edward Norton’ın , bu filmleri hakkında duygu düşüncelerimi paylaşarak, ben de bir nevi zamanda yolculuk yapmayı planlıyorum :) Sanırım sizlerde sevdiğiniz bir şarkı ya da filmle bunu yapıyorsunuz değil mi?
Edward Norton ilk önemli başrolünde Primal Fear’de oynamıştı.(1996) Açıkcası filmi izleyen herkes iyi oyunculuğu konusunda hem fikir olmuştu. (ben hariç) Öncelikle bu filmin çok güzel bir müziği vardır. Bence mutlaka dinlemelisiniz. Bu film “Özel Bir Kadın” filminden sonra Richard Gere’in adeta karizmasını sergilemek amaçlı bir filmdi. Film de Norton, Gere’i çok fena şekilde kandırıyordu. Aslında senaryo da ki bu mevzu ise biraz “Olağan Şüpheliler” filmi ile benzerlikler gösteriyor.
https://www.youtube.com/watch?v=UzWeU7_V2KY
Bu film sonrasında Edward Norton’ı Rounders yada Türkçeye “Tutku ağı” ismiyle çevrilen filminde izledim. Bu filmde Matt Damon yetenekli (Can Dostum etkisi sürüyordu hala) ama eskiden kumara filan karışmış tövbeli iyi çocuğu oynuyordu. Edward Norton ise ona bol sorun, aksiyon yaratan kötü çocuğu. Bu ikili karşılıklı tam bir yin&yang dengesi kurmuşlardı. Karşılıklı oyunları özellikle beraber oynadıkları sahnelerde çok iyiydi. Aslında ortakla oynama konusunda Matt Damon iyidir. Can Dostum filminde ki oscarını oyunculuk değil, Ben Affleck’le beraber senaristlik üzerine almıştı.
”poker masasında ilk yarım saatte yolunacak enayinin kim olduğunu anlayamazsanız, o enayi sizsiniz demektir.”
Ve işte budur dedirten flm; “American History X” Türkçeye “Geçmişin Gölgesinde” adıyla çevrildi.
Aslında film ırkçılık karşıtı bir film ( bu sinemanın klişe bir konusu gibi gelse de) Irkçılığı özellikle bazen aşırı şiddet sahneleriyle bu konuya romantik bakanlara; insanlık dışına çıkmayı veya etme-bulma dengesi , dostluk gibi kavramları sorgulatmıştır. Gerçekten film çok başarılıdır ama en çok bu başarıyı başrol oyuncusu Edward Norton’ın üst düzey performansına borçludur.
https://www.youtube.com/watch?v=XfQYHqsiN5g
Evet sırada “Fight Club” var. “Dövüş Klübü” tabiî ki… Bu filmle Edward Norton kült bir filmde başrol oyuncusu oldu. Film ünlü sıra dışı yazar Chuck Palahniuk a ait bir eserdir. Edward Norton’ın oynadığı rol için ilk düşünülen oyuncu Russell Crowe olmasına rağmen, rol Edward Norton’a gitmiştir. (Bence böylesi çok daha iyi) Filmin yönetmeni David Fincher ise Fight Club’a kadar yine iki çok önemli film çekmişti. Bunlar Yine Brad Pitt’le “Seven” ve yine çok iyi bir oyuncu olan Sean Penn’le “Game” di. Yani son olarak, bu film için her alanda yıldızlar buluşması denilebilir.
“Eğer ne istediğini bilmezsen, bir bakmışsın istemediğin bir sürü şeyin olmuş.”
“Sahip oldukların zamanla sana sahip oluyor.”
“Burada yaşayan en güçlü ve en zeki erkekleri görüyorum. Bu potansiyeli görüyorum ve hepsi heba oluyor. Lanet olsun, bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor, ya da beyaz yakalı köle olmuş. Reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşinde. Nefret ettiğimiz işlerde çalışıp gereksiz şeyler alıyoruz.”
“Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bir amacımız ya da yerimiz yok, ne büyük savaşı yaşadık ne de büyük buhranı. Bizim savaşımız ruhani bir savaş, en büyük buhranımız hayatlarımız.”
“Dövüş kulübünün ilk kuralı:kulüpten sözetmemek
2.kuralı:kimseye kulüpten sözetmemek
3.kuralı:Ayakkabı t-shirt yasak
4.kuralı:Dövüşler tek tek yapılır
5.kuralı:Dövüşte iki kişi vardır
6.kuralı:Biri pes derse sakatlanır ya da bayılırsa dövüş sona erer
7.kuralı:Dövüş gerektiği kadar sürer
8.kuralı:Dövüş kulübündeki ilk gecenizse dövüşmek zorundasınız”
“Sizler özel değilsiniz,
Sizler güzel ya da eşi benzeri olmayan
Kar tanesi de değilsiniz,
Sizler işiniz değilsiniz,
Sizler paranız kadar değilsiniz,
Bindiğiniz araba değilsiniz,
Kredi kartlarınızın limiti değilsiniz,
Sizler iç çamaşırı değilsiniz,
Sizler her şey gibi çürüyen birer organik maddesiniz…
Bizler bu dünyanın şarkı söyleyip dans eden yeri geldiğinde dalga geçen yeri geldiğinde gülüp geçen pislikleriyiz.”
https://www.youtube.com/watch?v=bY0NE5hovTc
Ve günlerden bir gün, izlediğim bir filme hayran kaldım. Bu film “Cennetin Krallığı” idi. Bazen kendi kendime En Enler yaparım. En sevdiğim filmler; İlk 10 gibi. Ya da en sevdiğim şarkılar; ilk 5 gibi. Sanırım Cennetin Krallığı benim ilk 10’da her zaman yer vereceğim bir filmdir. BU filmi izledikten sonra yazılar akarken (Filmin yazılarını da okumayı severim bu arada) Oyuncularda bir Edward Norton idi. Gerçekten şaşırdım, çünkü film boyunca hiç görmemiştim. Neyse; Edward Norton bu filmde Cüzzam hastalığından muzdarip kralı oynuyordu. Bir maskenin arkasından bile oynasa, çok iyi bir oyunculuk sergilemişti…
https://www.youtube.com/watch?v=XDrvdtgpu4M
Bu filmde bazı müziklerin Kardeş Türküler tarafından seslendirildiğini belirtmek isterim.
Birçok repliği ise üzerinde uzun uzun düşünmeyi gerektirir.
“Kudüs’ü bulmak kolaydır. İnsanların İtalyanca konuştukları yere git. Ardından başka bir dilin konuşulduğu yere kadar git. Orada, doğduğun kişi olmazsın, kendi içinde olduğun kişi olursun. Yeni bir dünya. Daha iyi bir dünya. Bir Cennetin Krallığı. Vicdanlı bir dünya…”
“Nemo vir est qui mundum non reddat meliorem “ (Dünyayı daha iyi yapmayan insan, insan değildir.)
“Bir kral bir insanı yönetebilir. Bir baba oğul dünyaya getirebilir. Ama unutma, seni yönetenler kral dahi olsalar ya da güce sahip olsalar, ruhun herzaman sana ait olur. Tanrı’nın önüne çıktığında: “Bana bunu başkaları emretmişti.” ya da “Erdemli olmak beklenen şey değildi.” diyemezsin bu yeterli olmaz. Sakın unutma!”
“Din kelimesine fazla anlam yükleme. Din kelimesinin arkasına saklanan kaçıkların Tanrı adına her türlü kötülükleri yaptığını gördüm. Kutsallık, doğru hareketi yapmaktır ve cesaret kendini savunamayacak durumda olanları savunmaktır. Ve iyilik – Tanrı’nın istediği şey – [başını işaret ederek] burada ve [kalbini işaret ederek] buradadır. Ve her gün yapmaya karar verdiğin şey, seni iyi bir insanı yapar, [gülümseyerek] ya da yapmaz.”
2006 da Edward Norton iki önemli filmde oynadı. İlki bir çoğumuzun bildiği “Sihirbaz” filmiydi. Bu film bir dönem filmi gibi ama aynı zamanda bu dönem bir geçiş dönemi üzerine… Geçiş dönemleri insanların zaten yanılsamalı baktıkları dönemlerdir. Ki şu tarihlerde de, sık sık bir geçiş döneminde yaşadığımızı düşünüyorum. Tabii ki neye, nasıl , ne kadar inanacağını bilmeyen insanlar var J Sihirbaz gibi bir film için, uygun bir atmosfer var filmde. Bence çok iyi bir film ve çok iyi oyunculuklar söz konusu olmasına karşın, yine benzer bir atmosfer sunan “Prestij” filmiyle aynı yıl çekilmesi bu film açısından kötü olmuş diyebilirim.
2006’da ki diğer filmi ise yine bir dönem filmidir. Film klasik bir W.Somerset Maugham romanı olan Painted Veil’den uyarlanmıştır. Film Sanghay ve Mei Tan Fu ‘da geçmektedir. Özellikle kadın, erkek ve sevgi kavramı üzerine çok güzel bir filmdir.
https://www.youtube.com/watch?v=7P2F9fb_Z-s
Şimdilik bu kadar, macera devam edecek :)
