Merhabalar Dostlar,
Bu gün, 21 Haziran ve Kuzey yarım kürede en uzun gün oluyor. Bu gün itibariyle Yaz gündönümü başlamış oluyor. Güneş ise Yengeç Burcuna geçerek, bu öncü burçta yeni başlangıçları destekliyor. Tıpkı Yengeç gibi tüm öncü burçlar, gündönümlerine denk gelirler. İlkbahar gündönümü ise Koç Burcu ile başlar ve bu yüzden Koç ilk burçtur.
Yaz gündönümü içinde Eski Mısır da, Yengeç Burcu Kheper ile temsil edilmişti. İlahi hayatın ve yenilenmenin de sembolü idi ve her şeyin yüce annesi, doğanın dişil enerji kaynağıydı. Tüm kadim kültürler de “Ay” ile karşılığını bulmuştur.
Bilgeliğin geçmiş birikimine göz atacak olursak; “İnsan” ve “İnsanlık” yedi kattan oluşuyor. İşte bu katlar, aynı zamanda göksel katlarında yansıması oluyor. Bu yedi kat, beş gezegen; Mars, Venüs, Merkür, Jüpiter, Satürn ve iki ışık; Güneş ve Ay’dan oluşur. Göksel Katlar üzerine çeşitli kaynakları taradığımız her zaman, aynı şekilde Yengeç Dönencesi ve Oğlak Dönencesi arasında sıralanırlar. Yine her yedi yılda, bulunduğu katın özelliklerini gösterirler. Yengeç yöneticisi Ay, ilk yedi yılı 0-7 yönetir ve bakılma, beslenme, korunma, sevgi gibi tecrübelerimizle ilgilidir. İkinci yedi yılda, 7-14 Merkür yöneticidir. Öğrenmek, konuşmak, yazmak, kendini ifade etmek, yakın yerlere gidebilmek gibi tecrübeler geliştirir. 14-21 arasında bulunan yıllar içinde ise yönetici Venüs olur. Bu dönemde kişi için görünümü, nasıl bir imaj verdiği, karşı cinsiyetten ilgi görmek, arkadaşları ile iyi vakit geçirmek gibi konular önemlidir. 21-28 arasında yönetici Güneş olur. Artık bir “benlik” oluşturmak, kişinin kendi ayakları üzerinde durabilmesi, hayatta ne yapacağı üzerine tanımlar koyması ve netleştirmesi önemlidir. 28-35 arası içinse yönetici olarak Mars geçiyor. Bu dönemde kişi elde ettiği tecrübeleri göstermesi, eyleme dökmesi, tecrübelerinin üstünden girişimlerde bulunması, bazen de bunları yapmak adına mücadele etmesi gerekecektir. 35-42 aralığında Jüpiter yönetici olup, kişinin artık var olan bilgilerini sentez bilgi haline getirmesi, bunlardan felsefe oluşturması ve bunu yayma, genişleme odaklı kullanması, aktarmaya başlaması gerekiyor. 42-49 aralığı Satürn dönemi olup, kişi buraya kadar edindiği tecrübeleri aktif kullanma, olgunlaşma, üst düzeyde durup akıl hocalığı yapma, dirayet, sabır, planlama gibi erdemleri geliştirmiş olma şeklinde gezegen tarzına sahiptir. Tabii bunlar olması gerekenler. Yaş döngüleri başa döndükçe bir önceki döngüde atlanılan tecrübe, öğrenilmeyen dersler daha zorlu ve yakıcı olacaktır. Ancak mutlaka kişinin karşısına çıkacaktır…
Hayat, Yengeç ve Oğlak dönencesi içinde bizleri eğitiyor ve ehlileştiriyor sonuç olarak, tabii bizler de buna uyum gösterebilirsek…
Kozmoloji konusu, geleneksel olarak “gökler” kavramı üzerine kuruludur. İnsanlığın hiçbir tecrübesi ‘gökler’ tecrübesi kadar evrensel değildir. Göğün bu çok katlı tasavvuru astronomik ve kozmolojik sistemlerde ‘felek’ anlayışı ile ifadesini bulmuştur. Gök cisimlerinin görünen dairesel haraketlerini açıklamakta kullanılan felek kelimesi de ‘göksel küreler’ anlamında kullanılır. Sümer’e dayanan gezegenlerin “Keldani Düzeni” felekler hiyerarşisi içinde belirleyici olmuştur. Bu düzene göre; Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter ve Satürn şeklinde sıralanır. Bu sıralamayı sonrasında bir çok isim kullanmıştır. Buna örnek olarak; Çiçero, Arşimed’i verebiliriz. Ortaçağ’dan bir çok filozof yine aynı şekilde kullanmıştır. Platon ise Eski Mısır sıralamasını esas alır. Bu sıralama içinde; Güneş, hemen Ay’dan sonra gelmektedir. Aristo, kozmolojisi anlatımı içinde iki yaklaşım söz konusudur. Bunlarda birincisi; “görünüşü açıklamak” (zevahiri kurtarmak) ikincisi ise teolojik ön kabuller üstünden hiyerarşik anlayış olarak bahsedebiliriz. Aristo, Kuidoslu Eudoksos ve Kallippos’un eserlerine dayanarak alemin merkezi olan yerin etrafında dönen eşmerkezli 55 göksel küre öngörüyordu. Ayın gözlemlenen hareketi tek bir felekle açıklanıyordu. Aristo görüşüne dayanan Petrus Apianus’un Cosmographicus Liber’in (1524) kozmoloji; yer(toprak), su, ateş, Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter, Satürn, Sabit Yıldızlar, Zodyak, Primum Mobile, ve Tanrı’nın katı olan 11. Felekten oluşur. Bu sadeleşmiş sıralama aynı zamanda varlık hiyerarşisi kavramını da esas almaktadır.
Ve İbn Arabi’ye göre duyularla algıladığımız evren (zahiri evren) bir hayaldir. Ancak boş, esası olmayan bir kurgu veya sanrı değildir. Kendinden üstteki bir gerçeklik seviyesine işaret eden sembolik bir hayaldir. Dolayısıyla bu alemde bulunan her şey, bir hakikatin sembolüdür veya dışa vurumudur. Dışımızda ki nesnelerin dizilişi, vuku bulan olaylar, hepsi bir hakikati ifade ederler. Alemin sembolik dilini bilen (arif) nesneleri okuyabilir. Çünkü evren “büyük kitap” tır. İbn Arabi döneminde halen Batlamyus (Ptoylemi) dan, devir yer merkezli sistem açıklaması söz konusudur. Ancak İbn Arabi Güneş’i “Alemlerin Kalbi” olarak niteler. Yer merkezli sistem ta ki, Kopernicus’a kadar devam etmiştir. İbn Arabi’de göksel katlar; Yer,Su,Hava, Esir olarak başlar ve Ay,Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter, Satürn, Sabit Yıldızlar, Yıldızsız Gök ve Zodyak Burçları, İlahi Kürsi, İlahi Arş şeklinde sıralanmıştır. Tüm katların açıklaması aynı zamanda evrenin var oluş açıklamasıdır.
Son olarak Hermes ile bitirelim, Zümrüt Tablette şöyle geçer “ Gerçekten, kesinlikle ve şüphesiz “Bir” olan şeyin mucizesini yerine getirmek üzere, aşağıda olan ne varsa yukarıda olan gibidir ve yukarıda olan ne varsa aşağıda olan gibidir”
En güzel dönüşümlere, Aşk’la Kalın
Birsen SUNGURAY
Kaynaklar;
Zaman ve Kozmoloji/Muhammed Hacı Yusuf
Muhyiddin İbn Arabî Mistik Astrolojisi/ Titus Bunchart

