CHİRON

“İyi bir şifacı yaralı olmalıdır. Yarası olmayan şifacı iyileştirici olamaz.” 
Carl Gustav Jung

Jung’un arketipleri içinde en fazla bilinenleri arasında “Yaralı Şifacı” vardır.

Chiron, mitolojide özel bir yeri olan centaurların en bilinenidir. Astrolojik ise  olarak Saturn ve Uranüs arasında yer alan 1977’de keşfedilmiş bir gök cismidir. İlk olarak Astreoid olarak sınıflandırılmış ancak sonrasında kuyrukluyıldız olduğu üzerine de tartışmalar başlamıştır. Şu an halen her iki görüşte geçerli sayılmaktadır. Ki, zaten Chiron’da sembolojik olarak; ortada, arada kalmak konusuna her zaman atıfta bulunulur.

Mitolojik hikayesine bakacak olursak; Chiron, Satürn ve Philyra’nın çocuğudur. At şeklinde buluştukları için Chiron, At ve İnsan bedenlerinin birleşimi şeklinde doğmuştur. Bundan büyük utanç duyan Philyra, kendisini başka bir şeye dönüştürmelerini Tanrılardan ister ve bu isteği üzerine Ihlamur ağacına çevrilir. Chiron ise bir mağaraya terk edilir ve onu bulan Apollon tarafından büyütülür. Apollon, Chiron için bir üvey baba olur ayrıca öğretmeni de olacaktır. Apollon’dan müzik, şifacılık, şiir, kehanet, savaş sanatları gibi bir çok konuda dersler alır ve çok başarılı bir öğrencisi olur. 
Chiron, çeşitli mitlerde her ne kadar Centaurlar grubu vahşi olarak geçse de, bunları aşmıştır.
Terkedilme, istenilmeme, acziyet, farklı görünümlü olma, yalnızlık gibi bireysel deneyimlere rağmen bunlardan bilgelik oluşturabilmiştir. Özellikle şifacı yönü çok güçlüdür ve tedavi edemeyeceği hastalık nerdeyse yoktur.
Çok önemli mitolojik karakterlerin de hocasıdır zaten, Tıp alanının önemli yöneticisi Askelepios’da bunlardandır.
Troya destanından hatırlayacağımız Achille ve kahraman arketipi denilince ilk akla gelen Herakles’de öğrencileri arasındadır.
Eczacılık, tıp, cerrahi konusunda çok başarılı bir bilge ve aktarıcı hoca olmasına rağmen Chiron’un en başarısız olduğu kör noktası “kendini iyileştirmek” konusudur.

Chiron, Herakles için yaptığı özel bir zehirli ok ucu ile talim yaparken Herakles tarafından yaralanmıştır. Ancak bu yarası nerdeyse her tedavi yöntemini kendi üstünde denediği halde kapanmaz ve kendisine büyük acılar verir.
Chiron kendini tedavi etmeye çalışırken, bir çok tedavi yöntemini geliştirir ve bir çok kişiye de faydası olur, kendisi hariç…

Kendisini tedavi etme imkanı olmadığını kabullenen Chiron, ölümsüz olması nedeniyle sonsuza dek acı çekecektir.
Chiron, acılarından kurtulmak için büyük bir feragatte bulunmayı tercih eder ve ölümsüzlüğünden vazgeçer.
Bunu cezasını Kafkas dağında çeken Prometheus’a ölümsüzlüğünü hediye ederek yapar…

Bu bağlamda vazgeçişler ve ciddi şekilde karşıya kendinden olanı verebilmek de Chiron’un kendi kendine olan şifasını yaratabilmesini işaret etmektedir.
Ancak felsefenin temelinde olan “Kendini Tanı” yine kendi şifamızı yaratabilmek adına özel bir yere sahiptir.
Chiron açısından bakınca; yaralarımızı tanımak kendimizi de tanımaktır. Çünkü yaralarımız, aynı zamanda kimliklerimizi de oluşturmaktadır. Bu nedenle kendimizi şifalandırmak, dünyayı şifalandırmak ve dünyayı şifalandırmak da kendimizi şifalandırmak anlamı taşımaktadır.
Bizi biz yapan yaralarımızı da sevelim, içimizde olan bitene de şefkatle yaklaşalım…
Chiron’un, sembolleri arasında “anahtar” olması da belki de bu yüzden, bizi bize açacak yoldur…

Sevgiyle Kalın

Birsen SUNGURAY

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir