
İnsanı açlık öldürmez, alışmış olduğu tokluk öldürür.

En güzel günlerimiz; henüz yaşamadıklarımız.

Geçtiğimiz yıl içinde, sanırım en çok hatırlayacağımız konulardan birisi de “Dubai Çikolatası” çılgınlığı olacaktır. İlk başlangıçta sosyal medya fenomenleri yoluyla topluma tanıtılan ürün, kısa sürede festivaller ve birçok satış alanında yer alarak topluma hızla yayıldı ve ciddi talep gören bir ürün oldu. Aslında “ekonomi balonu” olarak kabul edilen bu tür sosyal- psikolojik yaygınlık geçmiş de, bir çok defalar yaşanmıştır.
İlk olarak ekonomiye köken olarak bakarsak yine felsefe içine bakmamız gerekmektedir. Ekonomi, Aristoteles’in bilimler sınıflandırması için de pratik uygulamalı bilimler içinde yer almaktadır. Bilimlerin zaman içinde ayrışması ile İktisat ekolleri ortaya çıkmıştır. İktisat ekolleri ise; sadece maddi kaynakların dağılımı ile ilgili değil, sosyal dengeler ve düşünsel yansımaları ile girift bir şekilde gelişmiştir. Buna liberalizm ve kapitalizm örnek verilebilinir. Daha günümüze yakınlaştıkça “davranışsal iktisat” dalının ciddi bir gelişme gösterdiğini söylemek mümkündür. Bunda küreselleşmeyi, internetin yaygınlaşması ve iletişim platformlarının çeşitliliğini sebep olarak gösterebiliriz.
O zaman “Dubai çikolatası” öncesi neler var? diye bakarsak; ekonomi balonları söz konusu olunca Hollanda’da gerçekleşen “Lale çılgınlığı” bu konuda ilk akla gelecek örnek olabilir. “Lale” sembolik olarak maddi konularla da son derece ilgili bir çiçektir. Fransız yazar Alexander Dumas’ın “Siyah Lale” romanı, konuyu muhteşem bir olay örgüsü içine dahil ederek işlemiştir. Eserde, ekonomi balonlarının klasik reçetesi olabilecek şekilde lale soğanları beklenmedik bir şekilde ilgi görmüş ve yüksek fiyatlarla karşılık bulmaya başlamıştır. Alınan, satılan, hatta çalınan ciddi bir değer haline gelmişken, bir gecede fiyatı düşerek, bir çok kişinin iflas etmesine neden olur.
Ekonomi balonlarının aşamaları genel olarak şu şekildedir;
1) Başlangıç: Yenilik, kolaylık, zamana uyum sağlamak, fırsatlar gibi nedenler ile olmaktadır
2) Şişme: Değerinin çok üstünde yükseliş olmakta, aşırı talep artışı, merak ve bir fırsat nedenli giderek daha fazla insanın ilgilenmeye başlaması bu safhada gerçekleşir
3) Tepe Noktası: Balon artık pik yapmıştır, konuyu erken farkedenler satış yaparak kâr elde ederek mevzudan uzaklaşırlar
4) Çöküş: Balon bu safhada patlar, fiyatlama çok hızlı düşer ve panik satışları gelir, dip görülür
Ekonomi balonları, global veya daha yerel bir şekilde farklı farklı ürünler veya bizzat yatırım aracı olan ürünlerin yükselişe geçişi ile yaşamımız içindedir.
Geçmiş yıllar içinde olan Hula hop modası, sağlıklı yaşam koşusu, zayıflama ilaçları, uyku ilaçları, mutfakta kullanılan araçlar gibi bir çok madde ile ilgili popülerlik dalgaları ve bunun yanı sıra ise tüm dünyayı krize sürükleyen, 90’lar da teknoloji hisselerinin aşırı yükselmesi ile olan borsa krizi, konut kredileri nedenli oluşan kriz ve 1929 buhranı da konuya dâhil olabilecek önemli olayların başında gelmektedir.
Her olay kendi içinde belli dinamiklere sahip olmakla beraber yine de, insanoğlunun farkındalığı, dünyaya olan saygısı ve yaşamın içinde kendine alçak gönüllü yer edinme çabası, tüketen değil, üreten olması, en önemli çareler arasında olacaktır.
Sevgiyle Kalın
Birsen SUNGURAY
Abdal anlamak, aptal anlaşılmak ister. Oysa hakikatte ilkinin anlaşılmaya, ikincisinin anlamaya ihtiyacı vardır.
Bazen bir problemi çözmenin en iyi yolu, onu önemsemeyi bırakmaktır.
Bir insanın en ağır yükü, gerçekleştiremediği potansiyelidir.
Dindarlar tanrıdan değil tanrısızlıktan daha çok korkarlar. Mesela tanrılı bir yaşamdaki cehennemde yanmayı, tanrısız bir yaşamdaki hiçliğe tercih ederler.

Platon’un Devlet adlı eserinin son bölümünde yer alan “Er Mitosu”, ruhun ölümden sonraki yolculuğunu anlatır ve bu bölümde Moiralar önemli bir role sahiptir. Moiralar, Yunan mitolojisinde kader tanrıçaları olarak bilinirler ve insanların yaşam süresi ile kaderini belirlerler. Mitosun bu kısmında Moiralar, insanların ruhlarına nasıl yeni hayatlar seçtiklerini ve bu seçimlerin sonucunda kaderlerinin nasıl belirlendiğini kontrol ederler.
Moiralar üç tanedir:
Lachesis: Geçmişi simgeler ve ruhların yeni hayatlarını seçmeleri için kaderlerinin kuralarını sunar.
Clotho: Şimdiyi simgeler, seçilen kaderleri dokur ve ruhların hayat ipliklerini örer.
Atropos: Geleceği simgeler ve iplikleri keserek hayatları sona erdirir.
Er Mitosu’nda Lachesis, ruhların hangi hayatı seçeceklerine karar verdikleri ana rehberlik eder ve bu seçimler ruhların gelecekteki kaderlerini belirler. Ancak Platon burada insanın özgür iradesine vurgu yapar; Moiralar kaderi belirlese de, ruhlar hangi yaşamı seçeceklerine kendileri karar verirler.
Platon’un Devlet eserindeki Er Mitosu’nda, Moiraların ipliklerle yaptıkları dokuma ve kesme gibi semboller, yaşamın çeşitli aşamaları ve kaderin işleyişiyle ilgili anlamlar taşır. Bu semboller, yaşamın başından sonuna kadar süregelen bir süreç olarak yorumlanabilir.
Detaylara inersek;
İplik ve Dokuma (Clotho):
Clotho’nun iplik dokuması, bir yaşamın başlama aşamasını ve yaşamın akışını simgeler. Dokuma eylemi, bireyin hayatında yaşadığı olayların, seçimlerin ve deneyimlerin birbirine nasıl bağlandığını ifade eder. Her insanın yaşamı, tıpkı bir kumaş gibi farklı olaylar ve kararlarla örülür. Burada Platon, yaşamın başından itibaren insanın kaderinin şekillendiğini, ancak özgür irade ile seçimlerin yapıldığını ima eder.
Clotho, iplikleri mevcut zamana bağlayan tanrıça olarak, bir ruhun yeni hayatında karşılaşacağı deneyimlerin örülmesine yardımcı olur. Bu, insanın şimdiki zamanda yaptığı seçimlerin gelecekteki kaderini nasıl etkilediğini anlatır.
İpliğin Kesilmesi (Atropos):
Atropos’un ipliği kesmesi, hayatın sona erdiğini ve yaşam sürecinin tamamlandığını simgeler. Bu, ölümün kaçınılmaz olduğunu ve kaderin sonuna geldiğini gösterir. Atropos’un işlevi, yaşamın nihai sınırını belirlemektir.
Bu aynı zamanda yaşamın geçiciliğini ve insanın kontrolü dışında olan şeylerin, yani ölümün, her birey için kesin olduğunu vurgular.
İpliklerin Verilmesi ve Kaderin Seçimi (Lachesis):
Lachesis, ruhların yeni bir hayat seçmeleri için onlara kader ipliklerini sunar. Bu süreç, Platon’un özgür irade ile kader arasındaki ilişkiyi anlatmak için kullandığı bir metafordur. İnsanlar seçim yapma özgürlüğüne sahip olsalar da, bu seçimler sonucunda kaderleri şekillenir. Bu da yaşamın geçmişiyle ilgili derslerin, bir sonraki hayatta nasıl bir rol oynayacağını gösterir.
Ruhların Lachesis’in önündeki ipliklerden birini seçmesi, bireyin yaşamını bilinçli seçimlerle nasıl yönlendirdiğini ve seçilen iplik ile geleceğin belirlendiğini anlatır.
Bu semboller, hayatın başlangıcından sonuna kadar insanın kaderi ve seçimleri ile nasıl bir etkileşim içinde olduğunu gösterir. Dokuma ve kesme, yaşamın karmaşıklığını ve her bireyin hayatındaki olayların birbirine bağlılığını ifade ederken, Platon’un bu mitosta özgür iradeye olan vurgu yaparak, bireyin hayatında nasıl bir rol oynadığını ortaya koyar.
Sevgiyle Kalın
Birsen Sunguray

“Apotheosis” kelimesi, Antik Yunan’da “Apo” ve “Theos” kelimelerinden türetilmiştir. Bir insanın tanrılaştırılması veya ilahi bir statüye yükseltilmesi olarak kullanılmaktaydı. Antik Yunan ve Roma’da “Apotheosis” mitolojisi ile birlikte alınarak kahramanlık gösterenler, siyasal ve sanatsal başarılar göstermiş ve toplumun nezdinde erdemli özellikler sergilemiş kişilerin en üst düzeyde, ilahi olan bir statü ile ölümsüzleştirilmesidir.
Bu şekilde taç giydirilen isimlerin başında, şair ve edebiyat dehası Homeros vardır. Homeros Antik Çağ için sadece şair olarak önemli bir figür olmamış, döneminin kültür dünyasının varoluşunda, hem inanç hem de felsefi düşünce adına yeni kapılar açmıştır.
Homeros’un iki önemli eseri İlyada ve Odysseia adıyla bilinen epik şiirlerdir. Homeros’un yaşamı hakkında kesin bilgiler olmamakla beraber, MÖ. 8. yüzyılda yaşamış olabileceği kabul edilmektedir. Yine tam net olmamakla birlikte, Smyrna (İzmir) , Chiros (Sakız Adası) ve Kolophon gibi dönemin şehirlerinde doğmuş olduğu öne sürülmüştür.
Ünlü eserleri olan İlyada’da, Truva Savaşı anlatılmakta iken Odysseia’da ise; Truva Savaşı’ndan ülkesine dönmeye çalışan Odysseus’un maceraları anlatılmaktadır.
Homeros’un geleneksel olarak kör olduğu kabul edilmektedir. Ancak Antik Yunan’da görme engelli şairlerin sıkça görülmesi ve Homeros’un betimleyen yeteneğinin mitolojik bir övgüsü de olabileceği olarak düşünülmektedir.
Homeros’un şiirleri, döneminin antik dünya kültürü ile ilgili zengin bilgileri içermektedir. Bu nedenle Batı edebiyatının ve felsefesinin oluşmasında derin etkileri olmuştur. Eserleri içinde karakterler dahice kurgulanmış ve dramatik sahne kullanımı ise döneminin çok ötesinde yenilikler içermektedir. Eserlerinde “thymos” olarak adlandırılan iç ses ve içsel monologlar kullanımı, karakterlerin bireysel varoluş sahibi olmalarını sağlamaktadır. İlk olarak İlyada’da Achilles’in öfkesi ve onuru, Hektor’un cesareti ile karşılaştığımız ve sonrasında Odysseus’un tamamında kahramanlığın içsel bir yolculuk olduğunu, yetenek ve cesarete rağmen, insani zaaflar ile örülü olduğunu görürüz. Tabiî ki bu içsel yolculuk, yaşam planında da, bir çok denemeleri geçmeyi gerektirmektedir. Homeros’un eserleri, tüm bu düşünsel zenginliği nedeniyle sadece epik şiirler değil, mitolojik dönemden, felsefi döneme geçişin önemli metinleri olarak da kabul edilir. İnsanın kendi iç dünyasında olan zorlu yolculuğu ve bu yolculuğu anlamlandırma çabasıyla, yaşamın içinde ki yerini sorgulaması, eserleri felsefi açıdan güçlü hâle getirmiştir.
Homeros, bu değerli eserlerin yaratıcısı olarak da, L’apotheose d’Homer (Homeros’un Tanrılaştırılması) isimli çeşitli eserlere de konu ve İlham kaynağı olmuştur.
Bunların en bilinenlerinden olan Fransız ressam Jean Auguste İngres’e ait olan çalışma, yine aynı isimle L’apotheose d’Homer ismiyle bilinmektedir. Eser Louvre müzesinde sergilenmektedir ve 1827 yılına tarihlenmiştir. Tablo üzerinde bir çok önemli figür bulunmaktadır. Çalışmanın ortasında Homeros, bir taht üstünde oturur şekilde resmedilmiştir. Arkasında Homeros için inşaa edilmiş bir tapınak bulunmaktadır. Homeros’un ayak ucunda oturan iki kadın figürü İlyada ve Odysseia eserlerini temsil etmektedir. İlyada, kılıç ile Odysseia ise tekne küreği ile temsil edilmiştir. Dördüncü figür olarak Nike’yi görüyoruz. Zafer simgesi olarak defne yapraklarından yapılmış bir taç takarken resmedilmiştir.
Tablo içinde resmedilmiş tüm figürler, antik çağ ve resmin yapıldığı döneme kadar olan bir çok önemli isimlerden seçilerek çalışma içinde yer verilmiştir. Numara vererek devam edecek olursak:
Sevgiyle Kalın
Birsen SUNGURAY
