Kutsal Topraklar ve Yaradılış

Toprak;  tüm kültürlerde ‘Dünya’ olarak  ve yaşadığımız izafi hayatla özdeşleştirilmiştir. Bu nedenle de en çok yaradılış mitleri içinde konu edilir. Tüm toplumlarda yaşamın en somut hali olarak kutsallık içerir. Efsane, inanış ve gelenekler içinde ‘Toprak Ana’ olarak ifadesini bulur. Eski Yunan mitolojisi içinde Gaia; Khaos’dan çıkıp her şeyi tek başına var etmiştir. Roma’da ise karşılığını ‘Terra’ ile bulur. ‘Dünya’ tüm mitlerde  canlı bir varlık olarak görülmüş ve ‘Dünya Hayatı’; somutlaştırma, materyel, doğa, yaratıcılık, şefkat,  bereket, güvende olma, yaşamı ne olursa olsun devam ettirme gibi başlıklar etrafında  sembollere dökülmüştür. Diyebiliriz ki; Gaia, insanın macerası için bir kaidedir. İnsanın Ol’ma öyküsü ise; toprağın kemikleri olarak tarif edebileceğimiz, dünya yapısallığı içinde bir macera olarak yaşanır. İnsanoğlu sahip olduğu erdemlerini yaşatma, büyütme  çabası içinde, bir tohum gibi toprağa serper ve gelecek koşullara uyum sağlamaya, yaratıcılığını ve emeğini ortaya koymaya çalışır. Tüm bu çabalardan, sonuçlar veya eserler değil,  aslında kendini yaratır.
Dünya,  her toplumun kutsalı ile bağlar içinde betimlemektedir. Eski Yunan’da bir Atlas Devinin, Hindistan’da bir kaplumbağa’nın ve Amerika’da ise bir yılanın üzerinde uzanır. Depremler ise bu varlıkların hareket etmesi ile oluşurlar. Dünya coğrafyası yine bu mitlere uygunluk getirmiştir. Örneğin ‘Tau’ haritaları denilen dünyayı temsil eden Ortaçağ’ın mapa mundileri (dünya haritaları) Dünyayı Nil,Tuna ve Akdeniz arasında büyük  bir artı işareti şeklinde bölüyor ve merkezinde de Kudüs’ü bulunduruyordu. Buna karşılık Çinliler’de aynı kozmolojik nedenlerle dünya bir kare olarak temsil edilmiştir (gökyüzü ise küre) Çinliler kendi şehirlerini, işte bu geometrik şekillerin ruhuna uygun resmederek temsillere uymuşlardır.
Toprak; Türk Mitolojisi içinde iyi ve kötünün savaşı olarak yaratılış mitinde, kendini ana konu olarak bulur yine…  Her şeyden önce su vardı. Yer, ay, güneş yoktu. Sadece Kayra Han (Kuday) vardı, sudan bir ses ona “Yarat” dedi. Oda kendi gibi birini yarattı ve ona “Kişi” dedi, Kişi yeli buldu ve kendini Tanrı’dan bile güçlü saydı. Ama uçmak isterken düştü ve Kayra Han’dan yardım istedi. Tanrı Kayra Han, suyun dibinden bir taş yükseltti ve Kişi’ye suyun dibinden toprak çıkarıp adasını büyütmesini söyledi. Sonra yeryüzü yaratıldı. Kişi suyun altından toprak getirirken, kendi adasını yaratabilmek için ağzında toprak sakladı. Kayra Han, Kişi’nin elinde olan toprakları dokunarak çoğalttı. Ancak ağzında olanlar da çoğaldığı için Kişi nerdeyse ölüyordu. Kayra Han, Kişi’ye her şeye sahip olduğu halde neden toprak sakladığını sorar, Kişi ; Sadece kendine ait bir yer yaratmak istediğini söyler. Kayra Han, bunun üzerine şöyle der  “Artık sen günahlı oldun. Bundan sonra sana uyanlar,senin gibi kötülük düşünenler kötü kişi olacak. Bana uyanlar Güneş ve aydınlığı takip edecek. Senin adın Erlik olsun. Günahlarını benden saklayanlar senin adamın olsun, günahlarını senden saklayanlar benim adamım olsun”
Sonrasında yaratılmış yeryüzünde bir ağaç büyüdü, bu ağacın hiç dalları yoktu. Kayra Han bu ağaca dokuz tane dal armağan etti ve “Dokuz dalın her birinin kökünden dokuzar kişi türesin ve bunlar dokuz millet olsun” dedi. Tüm bunlar olduktan bir zaman sonra büyük gürültüler başladı. Erlik, bu gürültünün nedenini Kayra Han’a sorar. Kayra Han, dokuz milletin yeryüzüne yayıldığını ve kendi hayatlarını yaşamaya başladığını söyler ve ekler “Bu gürültüyü yapanlar insanlarım” Erlik, Kayra Han’dan, bu insanları kendisine vermesini istedi. Kayra Han ise bunu kabul etmez ve sonrasında  “insan” işte bu iyi ve kötü arasında ki savaşın bizzat savaş alanı olur.  İyi ve kötü arasında ki bu savaşta, tıpkı Erlik,  bir zamanlar nasıl “Kişi” iken daha fazla toprağa  sahip olmak istemişse açgözlülük, hırs, dalavere  yardımcısı olur. Kendini Tanrı Kayra Han’a eş görmesi ile kibir en sevdiği günah olur.

Ve halen iyi ve kötünün savaşı devam etmektedir.

Sevgiyle Kalın

Birsen SUNGURAY

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir