
Evren sayıların uyumundan başka bir şey değildir.
Pisagor
Felsefe Okulları, tarih içinde her zaman özel bir yere sahip olmuştur. Çünkü sadece dönemlerinde değil, kendilerinden sonra gelen çağlarda da etkili olmuşlardır. Yine hatırlanması gereken önemli bir nokta da, bunun için büyük özveri, bedeller ödedikleridir.
İşte bu felsefe okulları içinde olan Pisagor Okulu da önemli bir yere sahiptir. Pisagor Okulu; İtalya’da Kroton‘da kurulmuştur. Felsefe Okulu olarak kendi içinde kardeşlik bağlarına sahiplerdi. Döneminin anlayışından çok farklı düşünsel ve eylemsel kriterlere sahiptiler.
Eğitim olarak çift halka eğitim veriyorlardı. Bunlar dinleyiciler ve matematikçiler olarak ayrılıyordu. Dinleyiciler grubu, okul dışı isteyenlere açık derslere aittir. Burada eğitim almak için gelenler uzun bir süre bu derslere katıldıktan sonra ancak Matematikçiler halkasına geçebilirdi. Üç ders çok önemli ve mutlaka iyi bilinmesi gerekiyordu. Geometri, Müzik ve Astronomi…
Dönemi için anlayış dışı olarak; kadın ve erkek okul içinde eşitti ve Pisagor’un eşi de yine Matematikçiler halkası içindeydi. Pisagor öldükten sonra eşi öğretisine sahip çıkmıştır.
Okul içinde sert kurallar söz konusudur. Et ve baklagillerden yiyecekleri yemiyorlardı. Her konuda ölçülü olmak zorundaydılar. Erdemleri konusunda bile ölçülü olmaya çalıştılar.
Sessizlik yemini ediyorlardı. Yeminini bozan için ölüm cezası çıktığı bazı kaynaklarda geçmektedir. Çok fazla sembolikleri vardı. Bunlar üzerinden geliştirdikleri bir iletişim vardı. Örnek olarak; bir han kapısı üzerinde görülen işaret, hancıya bir Pisagor’ cu nun borcu olduğunu gösterebiliyordu. Bunu gören başka bir Pisagorcu borcu ödüyordu.
Pisagor, tarihte filozof kelimesini ilk kullanan kişi oluyor. Kelimeyi “bulmaya çabalayan” anlamında kullanmıştır. Öğrencileri ise Pisagor’a Efendi diyorlardı. Pisagor Okulu içinde “inanç” önemli bir yere sahiptir ve Pisagor için tek Tanrı Monad’ dı yani Her Şey Olan Bir’ di. Tanrı Mutlak Akıl’dı; her şeyin içinde ki Güç’tü. Pisagor’a göre “İnsanlar ne istediklerini bilirler ama neye ihtiyaçları olduğunu bilmezler”.
Pisagor insanın ve evrenin Tanrı’nın suretinde yaratıldığını öğretmiştir; her ikisi de aynı surette yaratıldığı için birini anlamak ötekinin bilgisine ulaşmaktır.
Pisagor bütün gök cisimlerinin canlı olduğuna, gezegenlerin ve yıldızların cisimlerinin, tıpkı insan bedeninin görünmez bir ruh hali, organizmanın yani bilinçli bireyin taşıyıcısı olması gibi ruhları zekaları ve tinleri ağırlayan bir ev olduğuna inanıyordu. Pisagor’a göre gezegenler insanın tapınmasına ve saygısına layık önemli tanrıları da bununla birlikte bütün Tanrılar tek ilk sebepten sonra geliyordu Ve tıpkı ölümlülüğün ölümsüzlüğün içinde var olması gibi bütün Tanrılar onun için de geçici olarak var oluyordu.
Pisagor’a kadar felsefe ile uğraşmak, bilgi sahibi olmayı amaçlayan bir eylem olmuştur. Ancak Pisagor içinse ana amaç bilgi sahibi olmak ve saflaşmak, arınmaktır. Bunu sadece evrensel Mutlak Akıl’la bütün olabilmek, bir olabilmek yoluyla felsefe ve bilimle gerçekleştirerek yapabiliriz. Ancak bu şekilde, ruh kendini kader çarkı dışına yani takılı olduğu ruh göçünden çıkarabilir.
Sevgiyle Kalın
Birsen SUNGURAY
Kaynaklar: Manyl Hall, Tüm Çağların Gizli Öğretileri
Edouard Schure, Büyük İnisiyeler
